3 Ağustos 2017 Perşembe

sozcukler icimden disima dogru itmeye basladiginda..

durmamam gerektigini öğrendim ben..
içimde kalıyorlar .. boğazima takılıyorlar..
hayat zor bir süreç..
iniş çıkış mesele değil de..
tümüyle kontrolden çıkabiliyor bazen..
aynı evde aynı yerde sürgünmüşsün gibi hissedebiliyorsun..

nesnelerden söz edesim var demiştim geçen yazıda..
sandalyeler gördüm..
üstüste konabilen plastik sandalyeler..



rehindiler.. belirli bir bölgeye girmeleri yasaklı..
parmaklıklar gördüm kimi sabit.. kimi hareketli..
öyle baktım onlara içimden ne kuş geçti.. ne kervan..
gözyaşlari gördüm bugün..
gözyaşları nesne sayılır mı..
sayilır bence gözyaşı kapları bile yapıldığına göre zamanında..
bak ben senin için ne kadar çok ağladım diye yaşla doldurulan şişe.. zamanin sosyal medyası gösteriş unsuru olduğuna göre..
o şişeler ki.. kanlı olanları antikacilarda daha da değerlidir..
yalnız ağlayanın değil..
onu üfleyen işçinin de can acısını barındırır içinde..

öyle birden ve durdurulamaz akıverdiler ki.. gözyaşları..
bir parmaklık oluşturdular benimle ağlayan arasında..
oysa aynı parmaklığın aynı tarafındaydık.. o bilmiyordu..

hüzün her yerde mesdames..
olmadığında da ben içimdekinden bir tutam serpiştiriveriyorum..
oluyor..

pek iyi bir sosyalleşme arkadaşı sayılmam ben.. bu ara..
bavullardan söz etmek istiyorum çünkü.. tahta bavullardan.. bir neslin.. bir devrin bir fukaralığın ve medeniyetin nesnesi bavullardan..




bisikletlerden söz etmek istiyorum..




çocukluğun.. oyunun.. romantizmin özgürlüğün nesnesi bisikletlerden.. bir iran filmi vardı hani bisiklete binmek isteyen .. bisiklet almak isteyen o yüzden hatim yarışmasına giren küçük kızı anlatan.. ben o filmi çok sevmiştim.. persepolisten daha çok.. orada özgürlüge gonderilen kız hayatını damla damla mahvederken.. bu filmde küçük kızın damla damla isyanı çok iyi gelmişti bana..
sonra..
çocuklardan soz etmek istiyorum..
vesikalık fotoğraf bağlamında..
egemen nesnesi olma bağlamında..




ne çok çocuk gözü var bize kocaman kocaman bakan ne çok çocuk var .. ve giderek kalabalıklaşıyorlar..

nesne değil ama coğrafyadan söz edelim mi bir de.. kader nesnesi yapalım gerekirse..
alacakaranlık kuşağı olsa bir baksak tüm o çocuklar dikilmiş önümüze titreşen hayaller olarak..
yok burdan bir soru cumlesi çıkarmam inky.. ne yapardık demem..
ay si ded pipl.. derim.. her birine sarılırım.. o koca gözlerinden öperim.. sizin ne yaptıgınıza da bakmam.. merak etmem.. o yüzden sorular yok bende..

güzelmiş eskiden.. hokkalardan büstiyerlerden bahsedebiliyormuşuz..
lüksmüs.. bilmemişiz ..


posted from Bloggeroid


posted from Bloggeroid

20 Nisan 2017 Perşembe

Ağaçlar yağmurlar yollar ve diğer şeyler..

İncecik yeşil yapraklı söğütler ıslanmıştı..
Erguvanlar ıslanmıştı..
Sakuralar ıslanmıştı..
Çimlerin arasından baş vermiş sarı süsenler.. ıslanmıştı..
Beyaz petalli baharlar.. ıslanmıstı..
Mor salkımlar ıslanmıştı..

Doğada yağmuru bulan bitkiler..
Bir ayin yapar gibidir..
Suyun üzerlerinden kayıp gitmesinin hazzını hissedersin izlerken..
Damla damla köklerine ulaşan suyun verdiği doyma hissini..
Okursun petallerinden.. yeşillerinden..

Ama burasi doğa değil..
Çevre yolu kenarı yeşil alan..
Burda onlar zevk almıyor..
Hasta banyosu gibi..
Bebek yıkanması gibi değil..

Gelin hamamı gibi değil..
Hemen yanıbaşlarında ekili..
Star wars amblemi şeklinde..
İşaret modeli ekilmiş her dem yeşiller var..
Bodur çalı..
Çalı çok yıllıktır..
Bilir bunu.. keyifle açar dallarını toprağa paralel..
Yayar kendini..
Bu çalılar top top büzülmüs.. cüce buxuslar..
Mevsim dönümünde hoyratça koparılacaklar topraktan..

Kalıcı olmak bitkinin doğasında var..
Yerini yurdunu benimsemek..
Toprağını kucaklamak..

Bizler.. şehrin köle pazarlarında mesai adı altında çile doldurtulan beyaz yakalar..
Mavi yakalar..onlar kazandıklarını harcasın diye ..
Çalışmalarının karşılığında..
Kendilerine ve ailelerine.. iyi hatta lüks bir yaşam sağladıklarını sansınlar diye açılan avemelerin vardiyalarından çıkanlar..
Gün doğmadan yola düşüp hava kararınca eve dönen ..
Okul çocukları..
Ve hatta şehrin emeklileri..
Yılların alışkanlığı ve bezginliğiyle..
Bu yolları günün en kalabalık saatlerinde..
Arpa boyu hızıyla arşınlarken..
Gözü sağa sola kaçtığında..
Öndeki aracın stop lambasından ayrıldığında..
Yeşili görsün diye..
Her şey normal .. insanoğlu kendini..
doğal yaşamında sansın diye.. oraya dikilmiş bitkiler..
Gün boyu bizlerle birlikte egzos koklayan yeşiller..
Aslında hayvanat bahçelerine kapatılmış o mahzun hayvanlardan ..
Farklı değiller..

Can çekişiyorlar..
Hele yolun dibine dikilmiş olanlar..
Yanlarından geçerken dallarını kıran.. yapraklarını uolan yüksek kasalı araçların gazi ettlkleri..
Sirklerdeki ucube gösterilerine katılanlar gibi..

Şu kelebek çalısı pekala sakallı kadını görün diye çığırtkanlı çadıra kapatılsa olur..
Şu laleler.. 
3 beş memeli cüce olabilir misal..

Hüzünlüler..

Bu ağaçlara gelin gibi çiçek açmış diyemezsin misal..
Şu atkestanelerinin yanında yöresinde yeni çimlenmiş bir kestane görmezsin..
Kısırlar..
Etraflarındaki toprak zehirli zaten..

Elimizin değdiği herşeyi kendimize benzettiğimiz büyük şehirde..
Yağan şey..
Bahar yağmuru değil...

2 Nisan 2017 Pazar

Bazi performanslar aynalar bilinenler..

Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz derdi..
Saime hanım..
Biliyorum.. ziya paşa demiş ilk..

Biri..
"Geçen bi doktor arkadaşım bi laf etti..
Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir dedi.."
Diye sözünü bağladı..
Sonra benim..
" tabii aslında bu lafı şey demiş kim demiş.."
Dememle bazı ulusalcı yazar adları .. peşinden fransız yazarları .. saydırdı..
O mu bu mu..
Ben hatırlayıp herakleitos diyene kadar.. sürdürdü..
Herakleitosu duyunca ilgisi söndü..

Onun gibi değilim yani..
Lafların peşinden gider sahibine bağışlarım onları..

Devamı pek söylenmez..
O mısranın..
"Şahsın görünür rütbe i aklı eserinde.."
Der ziya paşam..

Eh eylem fıkarasıyız..
Laf ustasıyız..
 doğaldır lafın birinci bölümünü yagınlaştırmamız..

Siz insanlar iyi diyerek onları doğru sıfatlandırdığımızı düsünüyor musunuz..
Tek vasfı iyi olmak olan..
Kendi şartları içinde..
Kediye köpeğe kuşa.. kapıya yem koyan.. ama köpek barınağında çalışmaya gitmeyen..
Ya da..
Evdeki çocuğunun torununun giysilerini birilerine veren..
 ama çocuk esirgemeye gitmeyen..
Ya da tacize dur de yürüyüşüne..
Ya da sokakta dayak yiyen çocuğun annesine dur demeyen..
Ya da şiddete uğrayan kadına müdahele etmeyen..

Ne bileyim.. hayatında ağaca zarar vermemiş..
Ama.. bir ağacı kurtarmak için ona kendini zincirlememiş..
Gözünü canını taşağını o uğurda kaybetmemiş...

Cesaret durduk yere sahip olunan bir şey değildir..
Başka seçeneğin kalmadıysa cesur olursun demiş..
Ünlü bir dizi büyüğü..

Siz şartlarını zorlamadan ..
Güvenli alanını terketmeden yaşayan..
Orda durup..
Hiç kötülük etmeyen birine iyi diyebiliyor musunuz..

Çünkü iyilik de.. cesarete dair..
Dünyanın en hızlı yapılan hesabı..
Bundan bana ne zarar gelir hesabı olabilir mi?..
Olabilir..
Yaptım..
Zarar gelebilir de ne ..
Canıma okunur dedim..
Okundu..
Geleceğim o gun değiştı..
İşin tuhafı bu işe yol açan kişiye hiç bişey olmadı..
Ben isimsiz kahraman..
Tarihimi yeniden yazdım..

Bazı durumlar insana ayna tutar.. 
Bazıları zaten bilip düşündüğün gerçeği ortaya koyar..
Sanatın performansın böylesini seviyorum..

Yatıyordu yerde kız.. elindeki koca taşı..
Tam kalbinin üzerine koydu..
Ben buyum dedi..
Fırlamak .. taşı alıvermek istedim..
Nhayıır diye bağırmak..
Kaderin bu değil değiştirelim demek..
Durdum bi an..

Hayır performans sonuçta..
Içine dalmayalım..

Böyle kalıcam dedi..
Hiç kimse yüreğindeki ağırlıkla yalnız kalmamalı..
Ha ağırlıktan kurtulmak için yol arıyorum..
Bi dakka bulucam..
İnime bi çekileyim diyenler ayrı..

Ama tam teslim yerde yapıp..
Böyle kalıcam fiyen biri..
Hele bir küçük kızkardeş..

Fırladım ben.. her zamanki işim..
Önce taşı aldım..
Sonra after effekti aldım..
Sonra baktım taş bende..
Ayh onu ben de bırakıverdim..
Sonra baktım sesi soluğu çıkmıyor..
Elini yanağını okşadım..
Sonunda canı geldi..
Tuttu elimi..
Doğruldu..
Sarıldı başını göğsüne koydu..
Ay başı boynumdaki kulaklığın şeysine mi geldi..
Yok dedi..
Performanstı interaktifti..
Süreleri tepkileri o yönetti..

Ha bir de kadın vardı..
Hayat çogzel deyip durduğu için..
Bizim buralardan olamaz dediğim..
Evetti yabancıydı..
Baktım gelmiş başımıza dikilmiş..
Bekliyor sırasını..
Bi kola da o yapışmamıß..
Çunkü avrupalılık..

Sonra bir erkek vardı..
Ellerini cebinden çıkarmamış ama..
Ama geride de durmamış..
O da dikilmiş yanımızda..

Tam da "üç kız bir ana.. demezler bana..
Ağlarlar yana yana.."

Ve diğerleri..
Yerlerindeler..
Üzüntü hatta endişe ile bakıyorlar..
Ama yerlerindeler..

Onlar iyi insanlar..
Ve çok seviyorum..

82 referandumu geldi aklıma..
Meğer zarflar şeffaf gibiymiş..
Meğer jandarma varmış..
Hiç ayırdında değildim..
Yapmam gereken hayır demekti..
Tek sorunum pazar pazar giyinip oy kullanmaya gitmekti..
Pijamalarımla vedalaşmak pek zor gelmişti..

Sonrasında ..
Ama yıllarca sonrasında..
Hayır dediğim anayasanın değişikliklerine hayır demeye giderken..
Aa ne cesurmuşsun dediler..
Zarflar şeffaf gibiydi..

İşte bak..
Ben de cesur filan değilmişim işte..
Çünkü şartlarımı zorlamamışım..

Yazının ucu kaçtı biraz..
Kimseye hayır deyin filan demiyorum..
Zaten evet ya da hayırın bişey değiştireceğine inanmıyorum..

Ilk düşenleri koşup yerden kaldırdığımız günlerde..
Buralar hep çiçekti..
O zamanlar koşmayıp..
Sadece izleyenlerdir bu gün bizi bu noktaya getirenler..
Ve daha ilerisine taşıyacak olanlar...
O yüzden..
Inan..
O değil derdim..

Derdim ne biliyor musun rebecca..
Ses olmak..
Nefesi içine kaçanın nefesi olmak..
Oralarda buralarda.. şlfacının eli nasıl hafifti demeden..
Kendin şifacı olmak..

Şifanı aramak yerine şifa dağıtırken..
Şifa bulmak..

Bak her şartta evet diyenler değil..
Hayır diyenler de değil..
Bu kişilerin sayısı artarsa ancak o zaman..
Ancak.. o zaman..
Kadının dediği gibi..
Hayat çok güzel bişey..
Yaşamak mükemmel olur..
 ve ayaklar.. yürekler sırtlar ağır ve ağrılı olmaz..

Diyeceksin oralar da güllük değil..
Gülistan değil..
Evet değil..
Şu anda değil..

Saime hanıma çok kızarken ben çocukluğumda..
Bu kadın hep olay çıkarıyor derken..
Ve uzak durup tanımazdan gelirken çocukluğum boyunca..
Saygıyla anıyorum onu..
Nisanın ikisinde.. 

Ruhi su diyorum..
Kuru kütük yanmayınca tüter mi..
Dinleyin evet..
Karacoğlan demiş..

Pese spoiler yoktur düşünmek vardır..
Pese Pera İstanbul'dadır..
Asla yalnız gitmeyinizdir..
Üc bölümdür..
Biri elçi resimleri koleksiyonuna..
Diğeri 
Ölçüler ağırlıklar sergisine..
Üçüncüsü.. 
Müzelik eserlerin sıradanlaştırılmasına ..
Ellenebilirleştirilmesine dairdir..
Genç sanatçılardır..
Harikadır.. ve..
PerformArt çalışmasıdır...

19 Mart 2017 Pazar

Rebeka.. inki.. vircinya.. kelt düğümü.. ve diger seyler...





Sevdigim seylerden biri.

Yasadigim yerin dekoruyla oynamak.. bu artık bilinenin ilânı..
Sorunlu bir alan olan boudoir'da yine yeniden bir değişim oluyor..
O beyaz gardrop.. boudoir balkonu yok artık..

Zamanı dolan.. dilediğim hale getirip yeterince kullandığım şeylerle vedalaşabiliyorum ben..
Üzülmeden..

Alan daha geniş..
Duvar da öyle..
Haftalardır.. galeriduvar deyip duruyordum.. 
O tamamlandı..


Perde diyeceğim.. çok mu sıradan kaçacak atalet için..
Dreypıriiz mi desem..
Neyse asimetrik pencereyi bilirsiniz eskilerden..
Simetriye karar verdim..
Boş duvara da perde astım.

Evet çok dekoratör üçkâğıdı biliyorum..
Korniş astım da perde yok elimde ve beğenemiyorum derken....
Bir desen atladı gözüme..
Her zamanki aşk ilişkisi..
Alıp eve taşıdım..


Açıkçası sonradan farkettim desenin el dikişi gibi göründüğünü..
Ve bir yerden biliyordum bu deseni..
Hatırladım sonra kelt düğümü deniyor..
Artık el dikişleri aklıma hep rebekacığımı getiriyor..
Suturanın sutradan geldiğini de ondan ögrendim ya..

Baş ucu.. duz rengiyle gayet uyumlu idi..
Ta ki..
Başka bir kumaş üzerime atlayana kadar..


O da nedense primitif sanat çizimlerinden çıkmasın mı..


Ben bir aradalıklarını sevdim..
Duvar kağıdını da biliyorsunuz..
Onunla da uyumlu bence..
Hem vintıc mühim..
Nerdeyse 20 yıllık o kâğıt..
On küsur yıl bekledi.. kaplanacak yeri bulmak için..


Evde alış veriş sırasında ergen çekirdeğin odasından çıkma bir zebra desen halı buldum..
Neden olmasın afrika da güzel bir kıtamız dedim..

Bugün de mandalayı kutuya ve baş ucu sehpasına yaptım..



O sehpa da tanıdık size..
Ama üzerine kırmızı mum dökmüş biri..


Elbette kim olduğunu bilmiyoruz.. kedidir diyoruz..
Mum çıktı fakat kırmızı lekeler kaldı..

Mandala o işe yarıyor..
Hayır sabra değil.. lekeleri saklamaya..


Üzerinde p kapital dekupaj olan masa da aynı lekelerden muzdarip..
Bu avniye çok fena..
Patide mum florans natingeyl gibi oda oda geziyor.. akıtıyor..


Onu da siyah karatahta boyasiyla boyadim.. üzerine..
Beyaz mandala yaptım ama taşırdim..
Eh boyanın en kolay tarafı..
Bir kat daha boyarsın olur aşamasıdır..
Üzerine bir yuvarlak örtü koyarsın..
Değisebilir mandalan olur..

Bu kare kutu..


Çekirdeğin çocukluk odasinda üzeri bale patik desenli idi..


Desenin üzerini boyamaya kıyamadım..
Bazen anıları arkaya dizersin..
Hayata devam ederken..
Burda da öyle oldu..
Kare küp.. eninde sonunda bir tarafı duvara geleceğine göre..
Dursunlar.. dedim..

Tek tek birbirine bağlanıyor.. 
Sutra sutra..
Canlılar da öyle değil mi..
Rebeka.. vircinya.. inky.. afgan kadınlar.. ve afrikalı.. ve iskoç kadınlar.. onların izleri.. ilmek ilmek..
Şu duvar için bir projem var..
Bir kac daha resim var aklimda duvara asılacak..
Yazı masamın bir kenarı çizilmiş..
Bir fikrim var onun için de.. çekmeceler için de öyle..


İş bir odayı yapmaya gelince..
Biraz rahat bırakıyorum..
İlmikler birbirine dolaniyor.. ekleniyor..
Kendiliğinden olunca..
O artık bir oda olmuyor.. 
Bir koza oluyor..
Evrimlesebiliyorsun orda..

Pese diyim eksik kalmasin..
Nevresim.. harita desenli.. ve celtic sea yaziyor en gorunen yerinde..

Boşuna cornwall demiyorum..
Cagiriyor..
Simdilik.. inkicim gibi kacis asamasindayim..
Hatta kanalizasyon icindeyim..
Olacak ama..
Yeterince yoğunlasirsam..
Kornval beni cagiriyor...
Pese iki de diyim..
Bu desenleri tek tek arastirdim..
Aborijin desenler düştü aklıma..
Leman hanımın ve saime hanımın örnek bezleri de düştü..
Var bir sürprizim size..
Dekor deyip geçmeyin diyorum degil mi..
Geçmeyin işte....

15 Mart 2017 Çarşamba

Inky canıtın saime hanim.. zelda capulet ve diger seyler...

Oturmuş zelda capuletin sayfasindaki muziklerden..
Mahsen namjoo'dan  zolf dinleyip..
Tetris oynuyordum..

Once yazilarini okudum..
mart onu babasindan vurmus..
Beni annemden..

Zaman bekliyorum ben..
Kabire gitmenin zamani mi olur..
Olmaz.. ama saime hanim gunlere onem verirdi..
Verir miydi..
Yoksa ben mi oyle saniyorum..

Serbest gezen ve sadece yonca yiyen koyunlarin yununde bir ipeksilik olurmus..
Oyle yiyen koyunlarin yunleriyle bir proje yapiliyormus..
Mujde gibi soyledim.. cekirdege..
Nerden biliyorlar dedi koyunlarin sadece yonca yemek istediklerini..

Sorgulattiriyor beni bana..
Ve tabii diyemiyorum..
Sukretsinler.. bulamayanlar var.. diye..

Ne alakasi var derseniz..
Sormadim saime hanima..
Ozel gunlere onem veriyo musun diye..
Cikartim yaptim..
Ozel gunlerde baska program mazeret filan duyarsa tepki verirdi cunku..
Hatta pasif agresifinden..
Bir kere daha onceden kizdi diye..
Istanbuldan kacmisti..
Bulup da kutlayamayalim diye..
Ama dile de getirmezdi..
Ben de sormadim ki..

Zaten dialogun dogrusunu sonradan ogrendim..
Ogrendimse tabii
Ya da gunun telasindan unutmazsam..
Soruyorum artik..
Sen onem verir misin diye..
Sen nasil istersin.. diye..

Dagildim yine..
Tetris oynuyorum..
Cunku tesbih cekmiyorum..
cunku izledigim butun dizilerin son bolumlerini de izledim..
Ve ss gb cok yavas ilerliyor..

Oysa beynimin hizli isleyen bir seye ihtiyaci var..
Kaynd of a hipnoz..
Ihtiyacim olan bu..
Çb bilir ve eyvahlanirdi..
Yine bir sorunumuz var oldugunu bilirdi..
Kiyici elestiri ve alaylarina karsin..
Bir gun soyleyivermistim..
Beynimi uyusturmak icin oynuyor oldugumu..

O yok o yuzden bu sirrimi bilen olmadan rahat rahat uyuşturuyorum kendimi..

Herkesin uyusturucuya geregi yok..

Derken bi ses ..
Gercekte degil..
Beynimin icinde ..
Yok oyle aydinlanma filan yasamadim..
Baris bicakci'nin romanindaki citlayan nohut sahnesi ya da sait faikin oykusundeki hist degil..
Yani merak ya da heyecan uyandirmadi..
Daha cok bir.. dur isareti gibi..

Yapsam yapacak cok seyim var..
Bir sehpa mandalalayabilir..
Bir kol battaniyedi orup bitirebilirim..
Cicekleri suya oturtup..
Bir sigara yakip.. dumani gozume kacirmadan saksilarini yikayabilir..
Temiz saksili suya doymus cicekleri..
Yerlerine koyabilirim..
Yapasim yok..
Bakalim belki yazi bitince yaparim..
Belki de yapmam..

O ses..
Inky'yi bloga yeni kadroya atadigimi..
Canıtını artık tedavülden kaldirdigimi yazmak istedigimi..
Animsatan sesti..

Inky bir yerlerde akvaryuma tikilmis..
Bir gun temizlikciler kapagini acik unutunca.. akvaryumun..
Kacmis..
Izlerini surmusler..
Delikten cikmis..
Duvardan inmis..
Yolda ilerlemis..
Kanalizasyona acilan mazgalin orda oyalanmis..
Sonra kanalizasyon ..
Yazi "ve okyanusa kacmis" diyordu..
Ne belli..

Belki boguldu bizim b.kumuzda garibim..
Esarete hic dayanamiyorlarmis ahtapotlar..
Inky niye nobetci oldu atalete bildin mi simdi..
Esarete dayanamadigi icin kacarken baskalarinin b.kunda bogulan biri.. canitindan daha gercekci bir kompaniyın buraya..

Degisimler oluyor hayatimda..
Gerilimler yuksek tonda..

Degisimlere odaklanayim ben..
Saglam odaklanayim hatta..
Olsun gonlumce.....

Pesesi... tabletten ekliyorum ve yabanci dil klavye kullaniyorum.. bu yazi da boyle olsun..


7 Mart 2017 Salı

İnce işler galeri duvar.. hayat.. değerler hakkında..

Bir ustumuze gelen büyük gök cismi..

Iki eriyen buzullar bozulan ekosistem..

Üç ülkelerde yükselen ötekileştirme..

Bu yüzden midir bilmem..

Yabancı dillerde yuvayı tüylendirmek.. denilen şey..
Hygge'lemek..

Ruhu güzel kadınların..
Kendilerine ve sevdiklerine umut.. sevgi.. konfor.. güvenlik sunma arzusu..
Bir kadının çuvalında unu.. kuşağında kibriti varsa.. dünyayı iyileştirir diyerek..
Mutfağa giren..
Temel besin ekmeği.. yuvaya kişiye özel elleriyle yapmaları..

Vakit yok artık ince işlere madem..
O zaman kollarımızla örelim battaniyeleri..
Deyip el emeklerine sevdiklerini sarmaları..

Doğal boyalar yapalım.. soğan avokado kabuklarından.. türlü çeşit çiçeklerden .. çürüyen yapraklardan..
Kazanlar kaynasın deyip.. şehir mutfaklarında bağlama boyama çalışmaları..

Doğayı artan betonun arasına sokmalı madem..
Duvarlara.. dokumalar asalım..
Dal parcalarına ipler dolayalım.. içimizi dökelim..
Ordan bir püskül burdan bir deniz kabuğu sallandırma arzusu..

Toplayıcı cadıların..
Bilgi öğreti ıvır zıvırı bir araya getirmesi..

Eller hiç boş durmasın..
Bos duran elleri şeytan doldurur.. kızkardeş..
Misal kadını insan yerine koyarsak diyenleri duyariz..
Misal neden kadın satranç şampiyonu yok diyenleri..
Misal sadece analarının ayağının altını öpmeyi tavsiye edenleri..
Kadınlar günü standındaki balonları patlatıp.. 
Herşeyleri yerlere atanları duyarız..

Her gün on dakika şarkı söyleyelim..
Kahkahalar atalim.. 
Erbaneler çalalım..
Timusumuz titreşsin..

Ilk masal binlerce yıl öncesinden geliyormuş..
Dilden dile derken .. yazıya dökülmüş..
Masallar anlatalım.. şeytan ile demirci ustasını analım..
Ama biz kadın masalları anlatalım..
Sindrella prensle evlenmesin.. sarayı yönetsin misal..
Pamuk prenses panzehir işine girsin..

Bir resim gördüm..
İndigo kitabının bir sayfası ince el işiyle yama yapılmış bir kumaş..
Resmi paylaşan..
Boyaları üretip..
Kumaşları dokuyup kendimiz boyayıp.. kendimiz giysiye çevirseydik.. o zaman hala bu yamaları yapıyor olurduk yazmış..

Yama yapmak.. özeni gösterir..
Emektir.. emeğe değeri gösterir..



Galeri odam bitti..
Pluton.. izmirden.. kızkardeşliğe.. sözcüklerin dayanışmanın getirdiği dostluğa..
Portre.. antalyadan.. candan sevgiye.. korumacı.. onaylayıcı içten sevgiye...
Deniz feneri.. vircinyam için.. kadınların gücü adına..
Tüy.. kadim kadınlara uçmaya.. umuda .. 
Yaprak.. doğaya.. iyileştirip güzelleştirene..
Anatomi atlası sayfası.. mesleğime.. insan bedeninin güzelliğine..
Gece çantası elbet saime hanıma.. onun bize hiç göstermediklerine.. hiç anlatmadıklarına..
Sarmal.. altın orana fibonacciye phi'ye.. mükemmele ve mucizeye.. analize ve bilime..
İp köprü boşluğa.. mesafeye.. azime ve keşif ruhuna..
Bilinmeze..
Antika harita.. değişime ve insan hırslarının saçma sonsuzluğuna..
Sıpalarım.. en değer verdiklerim.. manevi güçlere.. korumacı ruha.. iç sızısı.. kalp ışiması ve benzersizliğe.. ögretmeye ve öğrenmeye...
Beyaz fonda alp.. ilk bakışta aşka..
Dair..

Eksikler var.. bir söz eklenecek.. ifadeye özgürlüğe.. yazıya..iletişime...
Bir el işi eklenecek..
Emeğe..

Masalların binlerce yıllık olması.. kadının sözün iyileştirici gücüne vakıf olmasından..
Şu kadın şekspir niye yok diyen adam..
Eminim ilk şair ilk yazar kadındı..
Bebeğine ninni..
Çocuğuna öykü anlatıyordu mağarasında..
Sonra erkek destanları buldu..
Kendi sözde kahramanlığını anlatmak için..

Kopuk kopuk geliyor herşey..
Araları sen doldur vircinya..

Yavaş dikişe merak sardım şu ara..
Yamaya.. yavaş dikişe..

Hayır anne..
Maymun iştahlı değilim ben..
Elimi sokmadığım boya .. kalmasın istiyorum sadece...













28 Şubat 2017 Salı

Kornvol yavaşdikiş galeri duvar.. ve diğer şeyler..

Emekli olunca cornwall'a yerlesecegim derdim ..
Benim hayalim de buydu..

Sonbaharda kışın da yürüyüşe çıkılacak kadar geniş kumsalları..
Uzun değil geniş.. 
Üzerinde yürünebilir ıslak kum alanı da geniş..
Her evin diğerinin üzerinden denizi görebildiği yokuş yollar kenarına yerleşmiş yapıldığı günden beri değişmemiş .. 
sadece bakılıp yaşatılmış balıkçı kulübesi evleri..
Sahilde limana yakın..
Bir pub.. bir bakkal.. bir postane.. bir kitapçı bir eskici..den oluşan çarşısı..
Kasabayı hayal etmiyorum.. 
Var..

Pubında deniz feneri bekçisi.. ilkokul ögretmeni ve doktorun birlikte sohbet ettikleri kasaba..

Hayal et sen de..
Sabah avuç içi kadar bahçende unutma beniler.. ortancalar sulamış kahveni içmişsin.. tepeden denize bakarak.. 
Köpeğini alıp yürüyüşe çıkmışsın.. 
Suda gezmiş tahtalar.. cam parçaları toplamışsın..
Bakkaldan alışverişini yapıp.. 
pubda hava durumu hakkında sohbet etmişsin.. 
bira eşliğinde.. 
sherry de olur..
Ayrılırken.. 
Eskici el etmiş üzeri minicik minelerle süsü yüzyıl başı sütlüğü göstermiş.. 
beğenip almışsın..
Kitapçıya uğramışsın..
Son aldığın kitabı o da okuyup bitirmiş meger.. 
Onu konuşmuşsunuz bir "kapp'o" eşliğinde..
Kıtap klubü mü başlatsak demişsin..

Eve gitmişsin sonra..
İki dal unutma beni koparıp..
Yeni sütlüğün içine koymuşsun..
Ateşi yakmışsın..
Serinmiş bu akşam..
Koltuğa yerleşmişsin..
Kitabın kahven konyağın köpeğin kedin..
Havada mutfaktan gelen bir yemeğin kokusu..
Gözlerini yummuşsun..

Yarın da böyle olacak..
Boğazına dizilecek birşey yok..
Okyanusun hediyelerini alıp masada..
Renkli yünler iplerle..
Deniz kabukları çiçeklerle bir duvar süsü yapmışsın..
Bir rüya kapanı.. bir rüzgar çanı..
Arasına bir kuş tüyü katmışsın..
Oynamaktan suçluluk duymadan..
İçine sine sine..

Bu hayali kurmak için niye kornvola gittin be atalet..
Buralarda da var balıkçı köyleri.. 

Tek argümanımı söyleyip gerisini saklıyorum..
Çünkü onlarda kitapçı yok..

Başka argümana gerek yok zaten..
Yaptığın herşeyi izah etmek zorunda değilsin..
Hayal ise en kendini açıklaması gerek olmayanı...

Sosyal medyada kendi gelişimimi görebiliyorum..
Parmaksız file eldivenden..
Çaput bağlamalara.. dokumalara..

Gelenekler ve eski olan herşeyin yok edildiği.. kültürlerin karışamayıp dövüştüğü..
Kimlik savaşlarının..
Kişilerin içinde.. ev köy şehir ve hatta devlet içinde sürdüğü yerlerde biz..
Hep abesle iştigal edenleriz..

O yüzden mi abesimi alıp uzaklara kaçma arzularım..

Hamile kadınlar..
Yalnız çocuk odası ve hazırlığı değil genel olarak evle ilgilenmeye başlarlarmış..
Buna yabancılar "nesting"etkisi diyorlar..

Sahi.. sadece bizde mi.. yuva yapma'nın tehdit olarak kullanılması..
Yuvanı başına yıkarım nasıl bir tehditse..
Yapıcam şimdi yuvanı da bir tehdit dilimizde..
Bu derin denize girmiyorum..
Kesin altı kadın haklarına kadar dayanır..

Dolanmaya devam ediyorum..
Meandrosu ve rebecca'cığımı anarak ve menderes nehrine selam göndererek..

Sosyal medyada kendi değişimim kadar takip ettiğim insan profili de ilginç..
Kocası için eyer altı kilimi dokuyan..
Üniversite mezunu tasarımcılar bile var..
Doğal olanın güzelliğine katılan..
Doğaya yerleşen..
Hepsi sözcüklerle arasını iyi tutan..
Renklerle.. bitkilerle.. yemeklerle..
Koşullardan zorunluluktan değil.. kendi seçimiyle..

Nestinge dönüyorum..
Buduarda galeri duvar için..
Asılacakları seçtim..
Saime hanımın gece çantası.. siyah süet taşları var üzerinde.. incecik..
Pluto .. ta uzaklardan göbeğinde kalple bana gelen kadim zeytin ağacı..
Bir taş baskı.. insanın kaslarını gösteren..
Şezlongda kadın.. giacomettinin bir heykelciğinin kart postalı..

Resimler seçtim..
Ve çerçeveler sipariş ettim..

Seçtiğim resimler..
Hep hoşuma giden şeylerin resimleri..
Deniz feneri misal..
Salyangoz kabuğu gibi sarmallanan merdiven..
Orta çagdan bir evren haritası..
Bir aborijin dokuması.. kadının rüyası..
Gözümü actığım anda..
Beyaz fonda alp'ı görüyorum..
Henüz tamamlanmadı duvar..
Yavaş ve bu sefer ara vermeden küçük adımlarla ilerliyorum..

Kırıntılar bırakıyorum..
Çekirdeğe..
Bu kilim yastıkları seviyorum.. çünkü datçadan aldın.. ama çok sertler..
Dediği için..
Yumuşak yünden bir yastık yüzü ördüm..
Bunu çok seviyordum ama paçasını bisiklet yırttı dedigi için.. ona bir abartılı yama tamiri yaptim..
Gerçi bir sepet daha doldurdu bana şimdi..
Bu lekeli bu yırtık bunun kenarı tarazlanmış..
Olsun bir paça yapıyorum.. bir yatak örtüsü değiştiriyorum..

Nesting.. 
Bitirince.. oturup  bakacagım ne dokumuşum hayatım boyunca..
Kimlere dokunmuşum..
Neleri umursamamışım..
Var mı ihmal ettiğim..
Bu kızı yeniden büyüttüğüm yetmedi..
Yumurtadan da çıkaracağım..

Bitirince..
Biterse..
Şu yazmayı hayallediğim roman öykü.. belki yazılmayı tamamlanır sizlere ulaşır..
Belki evdeki artık yünler.. kullanılır bir anı battaniye olur..
Annemin düğme kavanozu..
Her düğmenin öyküsünü bildiğim..
Fotoğraf albümleri..
Her çocuğa birer tane..

Sevgiyi sorguluyorum..
Hayatı.. kendimi..
Sosyal medya hesaplarıma bakıyorum..
İlham veriyorlar..
Adını unuttuğum bir fakülte arkadaşımın yeşil renkle ilgili dediğini anımsadım..
Bugün..
Onun anlattığı masanın üzerine bırakıp çıktım..
Belki bir gün kitabımı..bırakır çıkarım..




 

24 Şubat 2017 Cuma

Kontrolsüz duygusal.. umursamaz görünen hassas.. ve bazı diğer şeyler hakkında...

Dersen ki..
Nerdesin..
Bir zamanlar hiç çıkmazdın blogdan..
Derim ki haklısın..

Yok içimde düzen perisi..
Obsesif kompülsif yazma bozukluğum var..
Okuma ve yeme bozukluğum..
Hatta obsesif kompulsif mavi emaye çaydanlik arama bozukluğum bile var..
Obsesifliğim bile düzen sahibi değil..

Öyle her ay ne okudum yazdım gördüm geliştim yazamıyorum..
Olmuyor..
Denemedim diyemem..

Muntazam not defteri tutan asistanlardan olmadığım gibi..
Acenda sahibi blogculardan da olamadım..
İçim daralınca da hiç bir şeye odaklanamam ben..

Yaparım ama ..
Extrapiramidal yaparım..
Bakarım silip temizlemiş bulaşık makinesini çalıstırmışım..
Ama hiç kayıt yok kafamda..
Daha beteri evden çıkıp barbarosun başındaki alt geçide gelmişim.. arabayla .. ama nasıl hiç bilmem..
Boş boş durmayı da yapardım..
Lakin tüm yaşadığım evlerin sırtı sokağa dönüktü..
Yoksa denizliğe dirseklerimi yaslayıp bütün gün bakabilirdim..

Pencere niyetine insta bakıyorum..
Kraft niyetine skrin şot alıyorum..
Sonra gidip bildiğimi yapıyorum..
Okumalarım da karışık..

Aynı anda üç kitap.. bir eskilerden leyla erbil.. bir yenilerden polisiye bir de yenilerden roman elimin dibinde..
Ruhum kaldırdığınca..

Örgüler öyle..
Birinden sıkılınca diğerine..
Biri dikkat gerektirince hop hadi yine birinciye..

Dostlara da mola verdim biraz..
İnsan kırgınken.. sevdiklerine hırçınlık yapıyor..
Onu keşfettim..

En çok yaşam sevincimi çaldıkları için kızgınım..
Buna karşı duyduğum öfke..
Gelecek kaygısı yaşatıyor olmalarına duyduğumdan daha çok..

Bir de kişisel yaşamda "değersizleştirme.. 
böylece kaybettiğine üzülmekten 
ve pişmanlıktan kurtulma.."
 çalışması yapan biri var..

Bağıran insanı daha çok duymuyorum ben..
Sağırlaştırma etkisi oluyor..
Çok tekrar edenin..
Dediklerine karşı da öyle..

En çok böyle zamanlarda..
Etrafım umutlu huzurlu neşeli gençlerle dolsun istiyorum..
Onu da bırakmadılar ortada..

Çay kahve yanı havali yeme içme..
Farklı kraft ve benzeri oyalanma..
Tuzu kuru etkisi yapınca toptan beslenemeyen oldum..
Açıkçası şu yaşımda artık değişim dönüşüm de istemiyor gönlüm.. 

En az üc kere.. sen de dört kere yeniden büyüttüm içimdeki kızı..
Birinde her yere giden kötü kızlardan bile olmayı bildim..
Ama alamadım o küçük kızın umursamaz hassasiyetini elinden..

Umursamaz görünen.. hassasiyet sahibi küçük kızları..
En çok kontrolsüz duygusallar üzebilir yorabilir..
İşbu nedenle.. kontrolsüz duygusallar..
Hep umursamaz görünen hassas küçük kızları hedef alır..

Eh.. fransız demiş..
Aksiyon.. reaksiyon..
Duygusal kontrolünü kaybettikçe hassas kız daha umursamaz görünür..

İşte blog bu konularda ve nerdeyse rehin alınıp tehdit edilme etkisi yaratan bazı saatler sonucunda..
Şu anda galeri duvarımı..
Masumlar kitabından yaptığım alıntıyı..
Pencere içindeki yeniden açmaya duran orkidelerimi..
Ya da kilim yastıklar daladığı için çekirdeğime ördüğüm renk kombinli üzerine de püskül çalısması yapmayı hayallediğim yastığı değil böyle..
Yine beş benzemez bir yazıyı eklemekteyim buraya..

Ve yine..
Sadece.. "akşamı ettik.. bugünü de bitirdik hadi sabaha bakalım.."
yaşam programı sahibi ataletten seslenebiliyorum sana..

Büyüyünce ben.. 
Bir cümlenin sonundaki üç noktanın üçüncüsü olacağım...


17 Şubat 2017 Cuma

kitap mührü.. bir zamanlar sevdiklerimiz bizi sevenler.. bir de neden her şey bu kadar karmaşık olmak zorunda hakkında..

iyi ki celın olmuş da bir iki gün düzenli yazmışım..

aslında aklımda hep giriş cümleleriyle dolanıyorum..
sahi çocuklar büyüyecek ve hayat kolaylaşacaktı değil mi..
burdan bildiriyorum.. hayat her zaman karışık ve karmaşıktır..
olabilir..
sen prensipten haber ver..

gerçi okumak ve yorumlaşmanın ilk zamanlardaki gibi rakipsiz ve efsane ortamı yok artık..
feys var insta var..
da oralarda böyle düzgün ifade edebiliyor muyuz ki kendimizi..
ay pardon düzgün ifade mi demişim..

neyse canım beni muhteşem girişlerin kadını olarak bellesin herkes..
sonrası kofti..

bir kitap damgam var benim.. bin yıl oldu..
her ne kadar kitap aşk ve tutkum.. ve martı ve kahve aşkımı birleştiren ve sevgiyle ve bana özel  tasarlanan bir armağan olarak geldiğinde beni çok mutlu etmiş olsa da..
armağan eden kişiyi hatırladığımda beni hüzünlendirdiği için kullanmıyorum..

çekmecede duruyor..
istiyorum da..
çünkü kitaplarla ilgili her şeyi de seviyorum..
okumayı sevdiğim kadar..

bu yüzden kendime yeni bir kitap mührü edinmeye karar verdim..
üzerne ne koyayım diye ilham bakınması yapıyordum..
Pinterestte..
bir sanat nesnesi olarak kitap mühürleri diyebileceğimiz kadar güzel şeyler gördüm..
artık canıtını emekli gibi bişey yaptım biliyorsunuz..
blogda daha çok kızkardeşler var.. rebekam.. vircinyam..
o yüzden martı istemiyorum..
kahve de istemiyorum.. çünkü kitap ve çeşit içecek..
süt ve kukiden..
çukulatalı tekilaya geniş bir yelpaze .. onu da geç..
işte o yüzden ilhamlanırken..
bizim ev finy petra romanı gibi.. kanadı olan kafesi boylardan..
kelebek meraklısı kızıyla kuş düşkünü anneyi amlatan kuş kadın romanı gibi..
çekirdek hanım kelebek sever..
nefis bir kelebekli exlibris buldum..
hah dedim bunu da çekirdeğe yaptırayım..
çünkü annelik benim kitabımda böyle bir şey..
küçük siyah elbise görgüsünden kitap mührü görgüsüne..

yalnız bizde sormadan alınan hiç bir şey hora geçmez..
o yüzden bunu yaptırıcam sana dedim..
o ne ki.. ex libris nedir ne demektir..
konulu konuşmadan sonra..
kitaplarımızı da etketleyip üzerine iz bırakmak istediğim..
bu benim kitaplığımın üyesi diye dmgalamanın..
sahiplenici.. baskıcı.. amacını aşan ve ayrıca kitabı da mutsuz edici bir davranış olduğuna inanarak ve bu isteğimden utanarak çıktım..
nerdeyse vazgeçiyordum ki..
birden aydınlandım..
nefis bir fikir buldum..

ex libris filan demeyeceğim..
atalet tarafından sevgiyle okundu diyedek benim yazı..
da..
erkek tuvaletlerindeki kapı arkası yazılarının..
tosun buradaydı bağlamında.. atalet was here gibi mi olur ki dedim şimdi de..
bak hatta bunu ..
yazıyı bitirirken dedim..

öyle damgasız kalsın mı ki benimkiler..
Ne dersiniz?..

Ps iki.. sevdiğiniz insanlara onların çok sevdiği şeylerle ilgili armaganlar vermeyin..
Bir gün gidiyorsunuz..
O sevdikleri şeyden de bi uzak duruyorlar ..
Kendi sevdiğiniz şeyleri verin ki..
Siz gidince rahat rahat kaldırsınlar ya da atsınlar..

2 Şubat 2017 Perşembe

Sizin için çizdiğim.. çelınc .. dilek.. hareket .. ve diğer şeyler...


Çelınc 16 dedi ki..
Çizdiğin bir şeyi paylaş..
En sık çizdiğim şeyi ekledim ben de..
İki omur bir disk..
Bir de enine görüntüsü..

Çelınc 17..
2017'den beklentin ..
2016'nın sonunda..
Uzun süredir beklettiğim bir şeyi yaptım..
2017'ye insanlık için önemsiz ama kendim için önemli bir değişiklikle girmiş oldum..
Yine uzun zamandır yapmam gereken hep ertelediğim bir konu vardı..
Onu da hemen şubat ayı içinde yapmayı umuyorum..
Bir de sen biliyorsun kibele konuyu.. durumu var..






31 Ocak 2017 Salı

Hygge çellınc öreke ve diğer şeyler..

Juno bu ayin ve subatin bir kisminin..
Zor gececegini soylemisti nitekim..
Öyle geçiyor..
Herseye rağmen rutinlerimde biraz zevk aldigim seyler bulundurmaya uğrşıyorum..

Zamanında carpe diemcilere ne kadar sinir olduysam..
Şu yapay hyggecilere de öyle kiziyorum..
Ayrıca varoluşculardan da hazzetmem..

Neyi sorguluyorsun..
Gelmis suyun dökeceksin..
Hangi sistemde geldiysen dünyaya..
Bütün dünya çeşitlemelerine göre değil..
İçinde bulunduğunda var olacaksin..
Bir artı değer getireceksin.. bir fark yaratacaksın..
Konu ne olursa olsun..
İsviçre alplerinde sürü güderken ağaç tohumları eken adam gibi..
Kendi başına milyonlarca hektar orman yaratan bangladeşli gibi..
Srilankalı sokak köpeklerine kendini adayan veteriner..
Yangından kurtulan hayvanlara ellik diken kadınlar..
Bu kadar buyuk bile dusunmeye gerek yok..
Yerde gördüğü pet şiseyi kaldırıp çöpe at.. önce..
Sonra daha büyük bir dünya hayal et..
Ay şekerim bizd de çok pisisz..
Öyleyiz canım..
Sen kirletme..
Ve bir ucundan temizlenmesine katkıda bulun..
Yengeç çorbasımıydı..
Yok tavuk suyuna çorba..
İşte öyle değil..
Gerçekçi ol..
Bak nasıl iyi ki varım canım kendim noktasını da geçip..
Düşünecek vaktin bile kalmıyor..

Ben neden geldim bu dünyaya diye düşünürken..
Gecip gidebilir yaşama sürenin değerli zamanları

Carpe dieme neden sinir oluyordum..
Bildiğin oportünizm ile karıştırdılar..
Fırsatçılık değil o anlatılmak istenen..
Var olduğun anın güzelliğini kaçırma deniyor orda..
Vır vır etme..
Koşulların içinde iyi bir şey bul ve sevin deniyor..
O diemi carpelemek isteyen fırsatçılar yüzünden bildiğin toplumsal çöküş oldu..
Kımsenin sıkıcı şeylere emekle oluşturulana sabrı kalmadı..
A bak ne güzel mekan o zaman carpe..
Ee evde seni bekleyenler ?..
Yarına yetisecek işler..
Önce onsan ol.. artı değere geçir çevreni..
Sonra carpele bişey ille anladığın buysa.. an yakalamaktan..

Şımdı hyggeciler geldi...
Hygge insanı koza gibi sarıp sarmalayan.. iç ısıtan.. dolayısıyla çocukluğunuzda güvende olduğunuz..
Korumalı olduğunuz anlari anıları çağırıştıran ögeleri tanımlayan sözcük..

Yani kol örgüsü ile yapılan battaniye hygge olamaz neden..
Çünkü olsun olsun iki yıllık geçmişi var..
Ama soba üstü kestane..
Sabahları mutfaktan gelen tıkırtılar .. kızarmış ekmek kokusu.. hygge..
Bal kabağı çorbası değil bizim hyggemiz.. tarhana çorbası..
Kırk yama herkese hygge.. 
Pazen kumaş da oyle.. 
Bizim nesile hygge..
Gel yirmi yaşlarındakilere onlara polar kumaş hygge..
Bir filmcik izledim..
Önünde sepet olan bisiklet hygge..
Neden.. çünkü içine ailen için yaptığın alışverişi koyuyorsun..
Seni büyük aile yemeklerine götürüyor anılarında..
E peki biz.. 
Benim hyggemi bir fırtına ve istanbul belediyesi yıktı mesela..
Benim için aile yemeği..
Karaköyden vapurla gidilendi..
Ayrıca banliyö trenleriydi .. benim hyggem.. e yok artık..


Sarılmak neden iyi gelirmiş insana..
Çünkü vücudunun sınırlarını belirlermiş..
Çok canim yanıyor dediğinde aslında..
Ne kadar çok olabilir ki bedenimin sınırı buysa sermiş algı alanımız..

Son hafta.. daha çok elimle işler yaptım..
Yemek.. örgü ütü..
Ütü benim icin hygge..
Yatak çarşaflarımı değistirdim..
Ben çok severim yatak yapmayı..
Yeni ütülenmiş gergin mis kokulu yatak..
Ritüel gibidir günün güzel.. gecenin huzurlu olmasının simgesi..
Bu el işlerinde bana.. lucifer ve the oa eşlik ettiler..

Dünya dar gelince insanlar fantastiğe kaçtı bence..
Dünyanın dar gelmediği tek yer..
Artisanat yapan kadınlar..
Zanaat yani..
Gerçi bazıları artık.. sanatçı düzeyine gelmiş olanlar var..
Dün kalın merinos yünüm geldi ve onunla.. 
Benim hyggem olmayan ama ileri yaşında çrkirdeğimin hyggesi olacak olan..
Battaniyeyi ördüm..

Bir tutam yün arttırdım..
Onu da bu akşam kirmenimle eğireceğim..
Ülkemde öreke bulamamanın ama turkish spindle kullanan bir çok dünyalı kadının varlığını ögrendim.. bu kaç puan..
Hatta egirme yünü ve kirmeni kit haline getirip satıyorlar..
Ben de bir asyalı hanımın.. 
Çekilişle hediye edeceği kampanyaya katıldım..
Neden olmasın.. 

Yatak odama perde aldım bilog..
Adını rebecca koydum perdenin..
Üzerinde sanki bol teyel gibi bir desen var zira..
Ve bana sutralardan.. bol teyellerden.. kuşların göç haritalarından bahseden kitabı yüzünden rebecca solniti anımsattılar..

Yatak odamda ikinci büyük değişiklik yer alıyor..
Ve bu dekorla ilgili degil..
Bir de şu çelıncı eklersem.. çok icerikli yazmış olurum..

10 yıl sonra nerde nasıl yaşamak istiyorsun..
On yil sonra hala yaşıyor olayım yeter dermişim..
Yok ben ulu bir ağacın gölgesinde sırtım ağaca dayalı..
Elimde erbanem..
Önümde yanan ateş üzerinde kazanım..
Önümde serili bir yeşil alandan deniz görür halde oturup..
Yine instamda feysimde..
Kitabımda bloğumda olmak istiyorum..

Gelelim 15. Soruya..
Hangi ünlü arkadaşın olsun istiyorsun derlerse..
Rebecca solnit ve meryl streep derim..
Mina urgancığım vardı.. kaybettik onu..
Bu kadınlar komşum olsun.. çat kapı giderim olsun isterdim..

15 yaşındaki ergene ne nasihat vereceğim..
Herkes veriyor zaten.. vermem..
Sorarsa danışırsa söylerim fikrimi..
Onlar da sormaz..
Zaten insana b.ka bakar gibi bakıyorlar o yaşta...
Hastam olarak geliyorlar bazen..
Ebeveynleriyle beraber..
Ay bi dilinin ucuyla cevap vermeler filan..
Ama inatla onlari muhatap aliyorum..
Bir numara dediğim..
Ben seni tedavi edemem.. annen baban da..
Senin bu tedaviye uyman gerek..
Fizik tedavi isim benim..
Egzersiz vericem yapmiycak..
Basket oynama diyeceğim .. oynayacak..
Istemem oyle..
Kendi bedeninin sorumluluğunu almalısın diyorum..
Hazır mısın buna..
Süper anlaşıyoruz ergen hastalarımla..
Bakıyorum pıtır pıtır kontrollere bile tek geliyorlar..
Haa ergen ebeveynleriyle anlaşamıyorum..
O ayrı....





28 Ocak 2017 Cumartesi

Uyku.. çelınc 11 12.. erbane mora boyalı gömlek.. ve diğerleri..

bu hafta zordu..
ruhumu yordu..
çocukken ruhi bedeni travmalarım olunca hemen uykuya sığınırdım..
saime hanım hep babana benziyorsun derdi ..
babamı  çok sevsem de bunun bir eleştiri cümlesi olduğunu hissederdim..
o yüzden uyumamaya.. ayakta kalıp baş etmeye uğraşırdım ..

uyku iyileştiricidir..
mayalanmak.. demlenmek gibi olgunlaştırıcıdır..
yıllar içinde toplumun bunu hiç bilmediğini fark ettim..
hep etki tepki ile yaşıyorlar..
o yüzden bu yanan canlar..
annemin söyledikleri yüzünden..değişim oluştu bende.. 
artık uyumanın zayıflık olduğuna inanmıştım.. bi kere..
işte ben esas o zaman zayıfladım..
ve uykularım bozuldu..

bu hafta uykular delikli.. bünye gün boyu yorgun..
yine de bazı girişimlerde bulundum..

gardroptaki en eski giysi ve fotoğrafı diyor çelınc..
yanılmıyor isem lise mezuniyet  balosunda giydiğim ipek gömleğim..

bürümcük mintandan önüne laleler işleyip dikmişti .. Saime hanım..
Sonra ben Onu kumaş boyasıyla mora boyamıştım
nakışlardaki renkler etraflarını boyadı diye..

çok güzel olmadı.. belki siyahla da boyamalı ya da camaşır suyunda açmalı..
fotosu yanımda yok.. eski bir bloğuma yüklemiştim..
ama linki kırılmış..

Sonradan eklerim ..
Herşeyi sonradan eklerim ben..
Bazen de eklemem..

12. Soru..
Son on yılda hayatında neler değişti demiş..
Bak bloğa..
Kalbi kırık küçük bir kız çocuğunun sözleri vardı bende..
Artık kalbim kırık değil..
Çıkıl çıkıl..
Bir kez bu kadar kırılınca ..
Artık bir bağışıklık kazanıyorsun..
Ergen annesiydim...
Artık yaşları erişkin cocuks'un..
büyük hala oldum..
aynur gitti....
bahçedeki ayva ağacı kesildi..
pofi öldü.. avniye geldi hayatımıza..
artık sabahları kargalarla beraber uyanmıyorum..
uzun yolda araba kullanıyorum.. bir binişte 10 saat kullanabiliyorum misal..
sonunda kendi iç müziğimi yansıtan aleti buldum..
erbane çalmaya çalışıyorum..
hala düm teka düm Tek vururken teka ile tek ses farkını veremiyorum..
kıyamaz gibi dokunuyorsam demek..

Bazı değişiklikler son bir aya toplandı..
Dahası da gelecek...
Sanıyorum....

Uyursam dilediğim gibi...
Uyursam eğer...


26 Ocak 2017 Perşembe

Göçmenlik halleri.... pas rengi.. yaşam dolu.. ve anılar yine yeniden....




Demek iki günlük yazacağız çellıncı...
Madem ki kaçırdık dünü..

Ters sırayla gidelim..
Göçecek olsam.. nereye mi göçerdim..
Yine karma bir yer gerekirdi bana..
İskandinavyanın karlı ormanları yüzlerce gölleri .. fyordları..
Medeni düzeni ile.. 
Egenin maviliğini hareketini kokusunu dokusunu..
karıştıramıyorsak..
Ben portekiz ile finlandiya alayım altı ay birinde altı ay digerinde yaşar giderim..

Hiç bir yere ait hissetmiyorum kendimi ben..
Bulunduğum yeri kendimleştirme içgüdüm var..
O yüzden benden sağlam göç insanı olurmuş..


Diğer soru..
Unutmak istemediğiniz anınız?. Mı demişler..
Bana mı demişler..
Bırak kendiminkileri ben başkalarının bile anılarını tutuyorum..
Aklımda ..
Başım ağır geliyor bu yüzden..

Öyle aralarından sivriliveren bir anı yok..
Ama canlıymış hala o andaymış gibi güçlü anılarımdan biri..
Madem devir yine referandum devri..
İlk oy verdiğim referandumdur...

Pese yukardaki foto.. netten çalıntı..
Paslı bir kilit..
Anahtar deliğinde bir can baş vermiş..
Neden mi bu fotoğraf..
Çünkü kahve rengi..
Çünkü hayat dolu....
Ondan...


24 Ocak 2017 Salı

Yeni soru kim olarak gelmek istersin dunyaya yeniden gelsen miymiş..

Evren bir butun ve yaradilan herseyin parçasıysak eğer..
Bir ardıç kuşu..
Bir karga..
Ya da bir yeraltı suyunun başını dışarı uzttığı pınar olsam misal..

Bir insan olacaksam ille..
Bu sefer kendi hayatıma dahil insanların mutluluk.. memnuniyet ve gereksinimlerine değil..
genele adanan bir kadim ruhlu kadın olsam..
Bir angela.. bir rosa olsam..
Bol kızkardeşli bir aileden olsam..
Çekirdek aile yerine..





23 Ocak 2017 Pazartesi

Çelınc olmasa canıtın ne derse desin gelmezdim de...

Çellınla devam edesim var..
Başka binot koymadan yazıyorum..

En eski aım..
Hayatımın ozeti gibidir..

Eve buzdolabı gelmiş..
Ben 4 yaşındayım..
İki katlı bir rum evindeyiz..
Giriş holünde buzdolabının ambalajı açılıyor..
Bir heyecan bende..
Nedense ve nerden bulduysam abimin bisikletinin tekerlek şişirme pompasını almışım elime..
Dönüyorum kendi etrafımda..
Ve tabii pompa aniden açılıyor..
Ve elbette o açılıp uzadığı an ben buzdolabına yakınım ve o pompanın..
En ucunda sicri bir çıkıntı var.. hani şu tekerleğin sübabına takılan..
Ve buzdolabının yanı boydan boya çiziliyor..
Ve annem tam o anda sofaya giriş yapıyor..
Olayı görüyor ve bir hiiiiii iç çekişi duyuluyor annemden..
Atalet....
Diyor bir de..
Ve ben oracığa gömsünler istiyorum.. beni pompayı..
Ve bakamıyorum annemin yüzüne..

O sesteki hayal kırıklığı ve sitemi.. hiç unutmam..
Ve o buzdolabi ben liseye giderken bile ..
Saime hanımın oğlunun bekaŕ evine gidene kadar bizimle yaşadı..
Ve çizilmiş olan yanı duvar tarafına gelmedi hiç bir mutfağımızda..

Bir hayvan olsam..
Olmiyim ya..
Öyle dümdüz bi hayvan olamam ki..
Misal hem ağustos böceği hem karınca olabilirim mütant..
Deve ve devekuşu.. olabilirim..
Yarıs atı ve yük beygiri.. eş bedebde..
Olurum yani neden olmasın....

21 Ocak 2017 Cumartesi

Kabak tatlısı.. bebek karşılaması.. aile.. ve çellıncın beşı...

Şapkamı taktım..
Rujumu sürdüm..
Galata'ya gittim.. 

İstiklal'in pek tadi yok.. ama galata hala canli..
Beni yine büyük hala yapacaklar..
Bu sefer oğlan halası olacağım..

Ailenin olması güzel bir duygu..
Gençlerin heyecan ve hevesleri..
Insanı tazeliyor..
Ailenin en genci mila..
Bir yaşından hallice..
Bağımsız ruhlu..
Kuzenine hosgeldin pastası kesilince ucundan tattırdılar..
Annenin itirazlarina karşın..

O baska tarafa bakarken.. tabaktan kurtuldular..
Ben kaldım mı tabağıma bakan bir mila.. ve pasta yemesini istemeyen annesiyle..
Karşı karşıya..
Usluyum ben..
Götürüp tabağımı masaya bıraktım..
Bir döndüm ki..

O nasıl bir hayal kırıklığı bakışlarda..
Hiçbir hemcinsimi yarı yolda bırakamam..
Yeni bir çatalla.. 
Verdim tabii.. 

Özgür ruhlu ve çapkın... 
Pabuçlarını cıkarıp..
Çorapları çıkarıp..
Öyle koşuyor kapılara..

Aşı gibi..

Eve döndüm..
Size anlatmadım ama ben artık çok giriyorum mutfağa..
Gelirken uykum vardı şekerleme yerine..
Kabak tatlısı yaptım..
Yani..
Hazırladım..
Hiç sevmem çiğ kokan..
Sulu kabak tatlısını..
Cemal bey yapardı..
Rengi kehribar gibi olurdu..
Kıvamı da kestane şekeri gibi..

O öldükten sonra hiç onunki gibisini yemedim ve pişiremedim..
Hani servis tabağından elinle bir tane aşırırsın da..
Parmağın bile kirlenmez..
O kıvamın peşindeyim..

Sonunda ..
Kendi yöntemimi geliştirdim..
Kat kat şeker kabak koyuyorum..
Kapağını kapatıp bekliyorum..
2 üç saat sonra..
Altını harlı açıyorum..
Kaynayınca kapatıyorum..
Erimiş şekeri içine çektikçe rengi kehribara dönüyor..
Sonra tekrar acıp pişiriyorum..
Catal kolay batınca.. kapağı açıp suyu uçuruyorum..

Mutlu .. huzurlu çocukluğumu yer gibi yiyorum..

Bugün çelıncda soru..
Her zaman ve bazen özlediğin iki şey..

Her zaman anneli babali olmayı özlüyorum..
Her zaman erken yaz ve sonbahar zamanında..
Cemal beyin elma ağaçlarının altında kitap okumalarımı..
Kış akşam üzerleri..
Saime hanımım pişirdiği kekin kokusuyla..
Öğle uykusundan uyanmayı..
Saime hanımın gözlerindeki pırıltıları..
Radyo tiyatrosu dinlediğimiz geceleri..
O sarılıp kuşatılma duygusunu özlüyorum..

Bir de çocuklarımın çocukluk zamanlarını..
Kedi anne ve yavruları gibi sarılıp sarmaşıp çizgi film izlemeleri..
İlklerine tanıklık  ettiğim anları..
Minik çıplak ayakları ile yumuş kokulu pijamalarını giymiş..
Topuklar popolarına vura vura yatağa koşmalarını..
çb nöbetçiyse pizza sipariş edişlerimizi..

Bazen..
Finlandiya'da gecirdigim aylardaki gibi o yapyalnız olma halini özlüyorum..
Herşeyin yabancı olduğü ve kimseyi tanımadığım..

Bazen..
Mecburi hizmet zamanını özlüyorum..
O gölün kıyısındaki evi..
Balkonu..
Buzda kayan kazları..
Sazları..


Sanırım.. bazen ve her zaman..
Yaşamın hala önümde upuzun ve yepyeni uzayıp gitme hallerini özlüyorum..


20 Ocak 2017 Cuma

Etrafındakiler hangi sorunu çözmek için sana gelirler..

Diye sordu çelınc..

Sen akıllı kadinsın..
Bak bu konuyla cok ilgileniyorsun bilirsin..
Bi şey sorcam..
Bu cumleleri duyduğumda arkasindan ne geliyor..
Bilemedim..

Bu maddeyi elbette.. 
Mesleğimle alakası olmayan sorular olarak algılıyor..
Ve öyle cevaplıyorum.. 

Dekorasyon tadilat tamirat soruluyor..
Bahçe soruluyor..
Kitap soruluyor..
Aile ici ilişkiler soruluyor..
Bunu nasil yaptın deniliyor en sık..

Bir de son zamanlarda eeee!!! Napılabilir o zaman!!!
Diye dikleniliyor..

Benim sorunum.. çabuk anlıyorum..
Soru kalıbına dönmeden anlıyorum..
O yüzden hemen kişiyi "güç sende.. ne istersen olabilirsin..
Ne istersen yapabilirsin..
Yaptığın her şey .. 
Verdiğin her karar sen yaptığın için güzeldir"
Noktasına getiriveriyorum..

Sonra renk dans..
Fikir önderi olasım..
Tek tip çözüm öneresim yok..
Zaten sorunlarından bahseden insanlar çözüm arayanlar değil..
Genellikle derdini anlatmak isteyenler..

Çok benmerkezci narsistik gelebilir ..
Usta dokunuşu yapmak dışında öyle yol gösterici yapım yok... napiim..

19 Ocak 2017 Perşembe

3.gün.. çellıncı..son dakikada yetişsin...

Çelıncı kaçırıyordum az kalsın..

Roman olsam yazsam.... adım..adı ne olurdu..
Şifoniyerin gizli çekmecesi..

Derinlerden kanırta kanırta çıkardı yazdıklarım.. 
O yüzden...

Edit.. 28.01.2017..
Facebook bana romanının adı sus ve dans et olacak demiş...
Bir çelıncda..
Ne kadar da çok satan kitap adı..


18 Ocak 2017 Çarşamba

Beyaz yastik yüzleri ve nevresimler ve iventin 2. Günü..bu büyük harf g nerden çıktı bilmiyorum..

Kalbimi kazanmanin bes yolu..

Cok basit..
Güzel gözler...
Hayata muzur bakabilmek..
Hayata yapıcı bakabilmek..
Hayata sevgiyle bakabilmek..
Hayata ilgiyle bakabilmek..
Bir de sık sık kahve içmek istedigimi unutmamak..

Bunlara sahipse bir insan.. benim ilgimi ceker..
Ve üzerinde tutar..

Dün yazılmaya değer..
Ama yazmayacağım bir gündü..
Sonuç..
Ütülerimi yapamadım..
Evde eşleşmemiş bi dolu nevresim çarşaf ve yastık yüzü var..
Akşama bi çok domestik iş var.. ütü çamaşır yatak çarsafı değiştirmek gibi..
Bu blogda bir ilk...


17 Ocak 2017 Salı

İventler çellınclar.. beyaz fonlar sıfatlar ve elektrik hakkında..

Bugün 17.01.17
Cok olayli çok ahkâmlı çok analizli bir haftanın ikinci günü..
Yazacak birşey yok..

Anne Frank gibi hissediyorum ben..
Sizden ne haber..

Yatak odamdaki halıyı kaldırıp..
Çekirdeğin siyah günlerinin halısını serdim..
Zebra desenli..
Krem rengi yatak örtüm..
Dijital ikat desenli yastıklar..
Kırmızı bir yastık ekledim..
Cünkü duvarda beyaz fonda alp var..

Bunları yaparken..
Memleket yanarken..
Yeşilmişik.. kırmızıymışık saçımızı tararmışık diye şarkı mırıldandım..

Geçen perşembe çağ atladığımızı anladım..
Evin yarısının elektrikleri gitti..
Kalan taraftakiler evin ana işlevlerini sürdürmeye yetti..
Kombi.. televizyon.. internet buzdolabı hep çalışıyordu..
Cumartesi.. evin diger yanının elekrikleri geldi.. var olan gitti..
Birden ev ev değildi..
Aspiratör.. ocağın çakmağı ve bazı tavan ışıkları..
Çalışıyordu..
Ve bu yetersizliğe dayanamayan sistem çöktü..

36 saat..
Meger gelmiş..
Bu sefer de sigorta şalterini attırmış..

Yok.. politik yazmıyorum.. oldu bunlar..
Nihayet elimle şalteri düzelttim..
Var olan medeniyet çağını yakaladım..
Kendi işini kend....
Kurda sorm...
Ay yok.. elini taşın....

Benim bu aralar bir elektrik sorunum var zaten..
Misal arabamın da aküsü bitti..
Ve sürekli kendi kendimi de çarpıyorum..

On bilmem kaç gün sonra gelmiş bloğa işkence ediyorum ben de..
Yazdıklarıma bak..
Var da yazmıyor muyuz blog..
Yenilik güzellik..
Tadını çıkarmaya çalıştığımız günler..
Düşün ki.. dekor yapan ve damlarda türkü çığırmayan bir kadın oldum..
Kendimi instaya pintereste boğdum..
Olmuyor o şevk o tutku..
Kitaplar dersen.. yılın üçüncü kitabıyla boğuşuyorum..
Her ay bir çocuk kitabı iventine katıldım.. bu ay aslan'ı okudum.. ilerleyen aylarda çocukluğumu yeniden okuyacağım..

Ekmeğimi kendim yapıyorum..
Vejetaryeniz.. yoğurt mayalamıyorum..
Sütlerden badem sütü favorim..
Hindistan cevisi sütü ile sorbe güzel oluyor..
Bugün yumurtasız mücver deneyeceğim..
Lazanyayi muhteşemleştirdim.. bütün iş domates sosunda ve patlıcanda..
Onu söyleyeyim..


Erbaneyi ilerletemiyorum..
İçimin sesi fazla tırsık.. şöyle düm tek aa düm tEk vurmak istiyorum..
Dudutdudu duttutdudududu.. çıkıyor..

Bir haber getirmiş..
Demiş sonik hanım'da  ivent var..
Çellınc var..
Bugün başlayıp 17 gün sürecek..
İvent deyip geçmeyin..
Emek var altında..
Yapılmış bir liste var..
Hepimizi etkileyecek.. çok önemli değişimlerin altında..
Daha az emek.. daha çok istek var inanın..


Gün bir..
Seni anlatan 5 sözcük..

Kendime sordum..
Aklıma ilk... maymun iştahlı geldi..
İkinci.. heveskâr..
Üçüncü.. prokrastineytır..zamanı kötü kullanan.. yumurta havadayken folluk arayan..
Dördüncü.. çözümodaklı..
Beşinci.. sarkaç arazlı.. 
ezikten narsisiszme.. obezden kaşektiğe hızla geçebilen biri için bulabildiğim sıfat bu..
Tabii ki şahaneyim..

Pekii..
Var mı katılan ivente..
Hadi.. 
Hem o arada başka şeyler de yazarsınız belki..

Pese.. başta yazarken anne frank düşünüp.. anna karenina yazmış olmam kaç kuruş..
Pese iki.. anna kareninadan hic hazzetmem ve madam bovariden ve prenses dianadan..

Pese üç.. çekirdeğin siyah günleri ergenliğe giriş gelişme sonuç dönemidir..
Her insan bir siyah dönemi yaşıyor benimki sonlara kaldı..
Pese son.. Beyaz fonda alp.. istanbul modernde daimi sergide bulunan bir tablodur.. dayanamayıp posterini aldığım tek tablodur... 


7 Ocak 2017 Cumartesi

Kar ve elhan-ı şita demeyeceğim .. sis şiiri...ve atalet evde pineklerken..

Sabah erkenden kalktim..
Beni neyin beklediğini bilmeme rağmen..
Kar.. beklenen.. son 30 yilin en soguk havasi..
Gelmis..

Kapının dışında bir basamak olmali..
Yok olmuş..
Her yıl farklı bir duygu durum oluyor ..
Kar ile aramda.. 
Değişmeyen tek şey.. elhan-ı şita şiiriydi.. 
Bu yıl içimde sis şiiri ile yaşıyorum..
Kar bile değiştiremedi..

Hastane ile bir telefon trafiği..
Sonunda gidemeyeceğim ve onların da beni aldıramayacağı anlaşıldı..
Evdeyim..

Evde ekmek kalmamış..
Neyse ki un var..
Ekmek makinesini çalıştırdım..Her gün işimi geri istiyorum diye direnen 13 den fazla olduğunu bildiğim.. ama son olarak kaç olduğunu bilemediğim defa göz altına alinan barış istemekten suçlu akademisyen nuriye gülmen ve bir çok hoca.. işten atılmış..
Hep riyânın çirkefi; hasedin, kârgüdmenin çirkeflikleri;  
Yalnız işte bu... Ve sanki hep bunlarla yükselinecek

Çekirdek uyanınca kokusuna sevinsin dedim..
Filtre kahve yaptım..
Atilla taş kart yazmış..
Biz siz dışardakiler için endişeleniyoruz diye..
İnsanların kimlikleri kriz zamanlarinda ortaya çıkıyor.. geçmişin yeteneksiz şarkıcısı..
Nasıl farklı bir yönünü çıkardı ortaya..
Milyonla barındırdığın insan kılıklarından  
Parlak ve temiz alınlı kaç adam çıkar? "
Kahve koydum kendime.. süt kalmamış.. fındık sütü kattım..
Sağlık bakanlığı kronik hastalıklar ve iyileşmeyen hastaların paralarını..
Artık ödemeyecekmiş..
Zerrelerinde hep riyakârlığın pislikleri dalgalanır,  
İçerinde temiz bir zerre aslâ bulamazsın

Siyah ve kırmızı fasulye ıslattım..
Acılı fasulye yemeği yapacağım..
Geceden ıslatın diyorlar da..
Ben şimdi ıslatıp akşam pisirsem ne olur ki..
Bize hep gece..fasulyeye farkeder mi..
Ey mîdelerin zorlaması zehirinden ötürü her aşâlığı yiyip yutan köhne ağızlar

Ekmek içi ıslattım biraz açıkta kalıp bayatlamış badem çektim.. 
Kuşlara koyacağım..
Kapının dışına kedilere mama koydum..
Ey tabi’atin gürlükleri ve nimetleriyle dolu bir hayata sâhip iken, aç, işsiz ve verimsiz kalıp her nâmeti, bütün gürlükleri, hep kurtuluş sebeplerini gökten dilenen tevekkül zilleti ki.. sahtadir

Kadiköy'de kartopu oynarken öldürülen nuh köklü'yü animsadım..
Ey bir adamı korumak ve hürriyete kavuşturmak için
yalnız teneffüs hakkı veren kanun masalı

Bu karda bile.. galatasaray'a giden ve..
Çocuklarını soran cumartesi annelerinden..
22 yıl önce kaybettiği oğlunu arayan ve....
Basın bildirisini okuyan anne gözaltına alınmış..
Ey silahlı korku ki, öksüz ve dulların ağzındaki her tâlih şikayeti yapageldiğin yıkımlardan ötürüdür

Dün suruçta patlayan bomba ile katledilen polen'in ve berkin'in dogum gunleriymiş..
Ey hicran üzgünü ana, ey küskün karı-koca; ey kimsesiz; âvâre çocuklar... 
Hele sizler, hele sizler... 

Kamuya ait bazı taşınmazlar ensârvakfına devredilmiş..
Ey ancak masalların tanıdığı bir hâtıra: Nâmus;  
ey adamı ikbâl kıblesine götüren yol: Ayak öpme yolu. 

Dün akşam bazı oy yolsuzlukları yüzünden..
Meclis tatil edilmis.. öyle yazdı bir milletvekili..
Twitter'dan..
Ey bir adamı korumak ve hürriyete kavuşturmak için yalnız teneffüs hakkı veren kanun masalı

Katledilen gazeteci Metin Göktepe'nin ölüm yıldönümüymüş..
Anması varmış..
Ey tutulmıyan vaitler, ey sonsuz muhakkak yalan, ey mahkemelerden biteviye kovulan “hak”!

Savcı ve hakimlerin 70 puanlik baraji kaldirilmis..
Ey basık tavanlı medreseler, mahkemecikler;  
ey servilerin kara gölgelerinde birer yer edinen nice bin sabırlı dilenci gürûhu; 

Işıdterörörgütünün ülkemizdeki başkanı olduğu söylenen kişi ..
Ve diğerleri serbest bırakılmış..
Ahmet Şık için beş yıl ceza istenmiş..
Ey kılıç ve kalem, ey iki siyasî mahkûm; ey fazilet ve nezâketin payı, 
ey çoktan unutulan bu çehre
Camdan bakıyor ve hala aralıksız yağdığını görüyorum..
Örtün, evet, ey felâket sahnesi... Örtün artık ey şehir;  
Örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahpesi
beni sorarsanız..
Instagrama bakıyor ve evle elisiyle keyifle kahveyle ciceklerle kediyle..uğraşma hevesine düsüyor..
Twittera bakıp bu yazıyı döşeniyorum..
Gülten Akin'dan gelsin cevap.. 
"Kış işte"

Pese... tevfik fikret.. sis şiiri.. türkçeleştirilmiş halidir alıntıladıklarım..


Follow my blog with Bloglovin