11 Ekim 2017 Çarşamba

peki dun ne oldu..

elbette o aralik unutulan pencerenin vebali..
soguk havada nefes almanin sonucu ..
odenecekti bedeli..
sabah laringofarenjit olarak kalktim.. bogazimdan havanin her gecisi oksuruk..
neyse ki odamin karsisinda su sebili.. bir yudum su bir yudum konusma seklinde vecyaptiklarimdan cok oksuruk kontrolune vakit harcayarak gecirdim gunu..
iki poliklinik ve elbette maksimim hasta..
her hastaya bulasici degil korkmayin deyip..
doktorlar da hasta olur mu ..
biz de doktora geldik hasta cikti tepkilerine maruz kaldim..
bir tanesi polo seker verdi.. oksurmeyeyim de ona rahat cevap vereyim diye..

kotu niyetlisin atalet..
hee.. oyleyim..
niyet ne ayol..
kendi soyledi..

gun sonunda eve gidip klozetin tasinacagi yeri bir daha gosterdim..
bu iste bi terslik olacak eminim bak..
sonra yattim..
bu kadar..

posted from Bloggeroid

9 Ekim 2017 Pazartesi

9 ekim.. pazartesi..

sabah ustalar geldi.. onlari eve sokup terkettim evi..
artik kibele karma ve evrenin tum iyi enerjileri calissin benim icin..
aksamdan cekirdek evi terketmisti.. digerleri hbc ve arkadasini kalk borusuyla kaldirdim..

trafik nisbeten iyiydi..
neye nisbet yagmurlu gunlere.. bazi pazartesilere..
ise vaktinde geldim gerci..
bogazim yaniyor bugun..
giderek artiyor..
yillik larenjitimi oldum..
bir haftadir surunen hbc bana bulastirip iyilesmis olsa gerek..
geldigimde masamin uzerinde iki kitap duruyordu..
ben cezar ve tanri cezar..
armagan .. bana birakilmis..
sonra poliklinige baslamadan servistekilerin hatrini sordum..
ordan da ishiguro kaptim..

edebiyatla ilgili doktora yapan bir fizyoterapistim var.. ayrica iyi bir okur..
nobel'i onunla konusmustuk..
ishiguro hic okumadim..
fantastik edebiyati icime sindiremiyorum nedense..
buyulu gercekligi kabulleniyor oysa bunye hatta seviyor..
iste bugun de o konuda yazistik/konustuk..
buyulu gerceklik.. gerceklik..
cunku buyuyu yaratiyoruz bizler..
hem latife tekin cikip geldiginde ikimiz de inanacak yastaydik buyuye..
latifenin roportajini soyledim..
o arada ben sema kaygusuz roportaji buldum.. "daha kurban dilini oturtmamis.. daha itiraf olmamis daha toplu mezarlarini dikmemis.. halkindan ozur dilememis.."toplumun hala ayni hizla devam edisi..

tabii bunlari oyle oturum oturum konusup yazismiyoruz.. aralar.. molalar.. derken bu linkten 3 4 dakika izledim sadece..

bogazim cok yaniyor ve calisiyorum..
bogazim icin nane sekeri... o da komsu odadan geldi..

sahi ..
bak..
tam da bienal temasina uygun gidiyoruz..
benim komsularim cok iyi..
kitap seker..
icimdeki cocuga pek uygun komsular..

isten sonra bauhausa gittim..
gokyuzu cok guzeldi..





seramigi aldim sonunda..
yarin getirecekler..

ordan markete ve eve geldim..
green life diye bir marka var hayvan deneyi yapmiyor ve cevreyi kirletmiyor onu kullaniyorum ve cok memnunum..
stoklarimi yaptim..
evi aradim.. bir sey istiyor musunuz diye..
cekirdege tatli.. hbç'ye biber aldim..

elimde brokoli kahve tatli ve biber ile geldim.. diger
paketler hala arabada..

hemen banyoya baktim.. yarisi kirilmis.. sanatsal bi sey yok..

bir sicak bisey icimi oturdum suraya..
yazilar geldi aklima..
hadi o zaman..
onlari ekledim..

sema kaygusuz roportaji..
ve okumaya baslayinca haksizlik ettigimi anladigim ishiguroyu alip yatiyorum..

posted from Bloggeroid

8 ekim pazar..

hafta ici uykudan oluyorum da..
pazar sabahi dokuzda ayaktayim..
yine oyle ..
mutfagi toparladim kahvemi yaparken..
kahvemi icerken ..
oyalandim biraz..
arinmalar devam ediyor..
bir makine calisti..
alistim bu sesle bu halle yasamaya..
papazin kizini artik surundurmemeye karar verdigim icin.. kahvemin yanina kitabimi aldim..
prokrastineyşın..
aslinda aritmam gereken bi çati kati var..
kaciyorum..

diyorlar ki.. bi cok yapmak istedigin varsa..
once sikici olanlardan basla..
ama ben hep keyifli olandan ..
o zaman da aksamin son saati kos kos..
15 gun tatilinde son gune kalirdi butun odevlerim..
universite giris sinavinda son onbes gunun 1 haftasini felsefeye ayirmistim.. 5 soru icin..
fakulte ve hekimlik terbiye etti beni..
fakat su kimseyi oldurmeyen basit gundelik isleri fecii surunduresim vardir.. hala ve hep..

kitabi bitirene kadar elimden birakmadim..
bittiginde .. oglen olmustu bile.. cocuks uyanmisti..
hala surundurerek bir cok seyi..
bauhausa gittim..
seramik secmeye.. secmeden dondum..
cunku begenemedim..

iki uc fotograf cektim..
dondum..
catiya ciktim..
meger lambasi patlamis ve ampul yok..
yandan vuran isikla bir kabaca duzen kurdum..
benzeri benzerinin yanina.. ortada yurume yolu..

erken girdim yataga..
son gunlerden atladiklarim var.. onlari not edeyim kayda gecsin..
tatli krizi icinde eve gelen cekirdek su kekinden yok mu senin dedi..
sergilerden birinden donmustu..
yok dedim..
sonra icime sinmedi..
kalkip yaptim..
merak edenlere tarif su..


meger o da getirden soylemis..
keske haber verseydin dedi..
sonrasinda disardan gelen profiterolu benim kekin uzerine dokmus yiyordu..
saglam tatli kriziymis..

evde seramik yapiyor hbç..
daimi uretim halindeler..
bunu sevip sevmedigimi bilmiyorum henuz..

cekirdek akrobasi kursuna devam etmeye karar vermis..
bu hafta basliyor..

kitabima gelince ..
orwell cok katmanli bir eser cikarmis ortaya..
hem din hem fakirlik hem cehalet ve egitim konusunu donem insanlari icin degil her donem icin yazmis..
her davranis analizi her tepki..
bir baska pencere..
hah..
bir de su var pazar gununden..



bir de su cumle..



bunu derhal kabullendim ve uygulamaya baslayacagimi soyledim..

son olarak bu da var..
cuma gunu is yeri mahallemizde bir tur attik..
orta karadeniz çaycısında.. post modern bir dekor ters bir z harfi ve bir evren buldum..



posted from Bloggeroid

8 Ekim 2017 Pazar

ve duz 7 ekim cumartesi..

yine erken kalkip ise gittim..
nisbeten sakin bir gun..
banyomuzda bir tesisat sorunu var..
usta gelecek..
galiba komple yikima girecegim..

ustaya randevu verdim..
lokasyon attim..

isten cikip eve geldim oglende..

bu kopru calismalari felaket biri bitip digeri basliyor..
sanirim.. benim gectigim saatlerde hic isci gormedigim icin delleniyorum o kadar..
koca sehir.. fecii yogun bir guzergah.. gece gunduz yap da bitir degil mi..
degil..
yolumun uzerinde bir yesil alan calismasi var yolu daraltan..
6 ay bitti calisan eden yoktu ama yol daraltmasi mevcuttu..
15 gundur calisiyorlar.. bitti nerdeyse..
peki bu 1 aylik birseyse neden biz 6 ay cile yasiyoruz..
sonra neden noroz diyoruz gerci..
ruh sagligimiz tumden gidik.. gidik..

usta geldi..
galiba pazartesi basliyoruz biz....

cekirdek ustanin arabasiyna oto stop yapip yine sergiye gitti..
ben yine hbcyi corbaladim turluledim..
ekmek yaptim..

hayatim gordugunuz uzere mala ve motora baglanmis durumda hic bir romantikligi yok..

corba ve turlu arasinda sonunda bir bitirme tezi hazirladigini ogrendim hbc nin..
bitirme burada onemli sozcuk..
arabasi da tamirden cikiyormus..
onun da odemesi yapilacak..

cekirdek sergiden geldi..
helixi ve perayi gezememis..
bir tek rum okulunu gezebilmis..

yarin bazi duzeltme ve duzenlemeler yapacagim..
ustalar ile beraber..

iyice delirmeceler basliyor..
arinma faz 2.. yi yapacaktik daha ...
aksam yine papazin kizi yine uyku...

posted from Bloggeroid

6 ekim cuma..

sabah kadinin parasi..
marketten alinacaklar olursa parasi.. birakip ise gittim..
sabahtan korkuttu sekreter.. cok yogun bugun korkuyorum diye..

gun sakin gecti.. ancak noroz coktu..
aksam kahve molasinda..
her doktorun gunluk noroz kotasi olmali olmuyo boyle.. dedim..
kopan aci kahkahayi duymaliydiniz..
siz kendinize neler yapiyorsunuz sevgili halk..
ey siviller..
siz tum gun.. nasil yasanmamasi gerekirse oyle yasayip..
sonra klasik tibbi nasil sorguluyorsunuz..
nasil ve neden.. bilmem kacinci vizitte benim neyim var diye hala soruyorsunuz.. dinlemeyip cevaplari yeni sorunuzu sormak icin bekliyorsunuz sadece.. ve ayni mukerrer soruya sakin cevap verince de bozuluyorsunuz..
nasil bir hayatiniz var..
bilmiyorum..

neyse bir sure geyik yaptik bilesiniz.. hatta kapida sensor olsun.. noroz alarmi calsin.. bile demis olabiliriz..

sorulari hayatiniza sorun.. size bu kadarini birakan.. butun program ve molalarinizi elinizden alan ve yasamakla ovundugunuz..
titiz.. perfeksiyonist asiri manasiz yasaminiza..
size ihtiyac duymayan ve ozen gostermeyen kisilerin ilgisini cekecegim diye kendinizi parcalamayiniz.. degisin biraz..

dunku anilari yanlis yazmisim..
dun hbc mercimek corbasi icmedi.. evet..

neyse eve geldim..
domates rendesi.. ile arkadasimin getirdigi ev eristesiyle yine zencefilli corba yaptim..
hbc de icti.. o da eriste getirmis.. eriste degis tokusu yaptik..
onunki tuzluymus cunku..

cekirdek yine yoktu yine sergi.. bu kez erken geldi..
hbc bir hamak getirmis..
mutfak tezgahinin uzerinde kaldi.. ben yatarken..
kacta yattim bilmiyorum..

posted from Bloggeroid

5 ekim..

ben kadini cuma gelecek sanirken meger persembe gelmis..
telefon acti ta aksamin korunde ogrendim..
ne para birakmisim.. ne ne yapilsin istedigimi soylemisim..
gun boyu zaten burnumu odadan cikaramayip yemek bile yiyememisim..
arada hbc arayip hasta corbasi tarifi istemis..
atesi varmis..
tarifi verdim..
sonra masanin uzerinde biraktigi seyleri nereye koydugumu sordu..
elledigimi hatirlamiyorum bile..
uc bes telefon konusmasi ile.. cozuldu konu..
aklimda kalan cumle..
sicacik oturmak istiyorumm ama evi didikliyorum su an aradigimi bulmak icin..

sabah kahvesinde.. taa ne zamanin fotograflarini buldum gecen.. ne kadar zayifmissin.. diyen patavatsiz bir eski tanidikla karsilasma disinda bir sey yapmamisim..
iligim kemigim yorgun..

dedi ki kadin..
ben yarin yine gelicem..
demistim zaten ben..
sali ekersen hafta sonu 2 gun gelirsin..

eve geldigimde hbc atesli ve oksuruklu..
ates olunca artik antibiyotige baslamis..
tarhana corbasi teklifimi reddetti..
mercimek corbasi yaptim oba..
kirklarelinden bir mercimek aldim.. firt diye pisiyor..
icine sogan sarmisak.. zencefil zerdecal ve kimyon doldurdum..
icirdim cocuga..
hbc de icti..
durgundu biraz hbc..

karabiberli balli yesil cay ile destekledim..
cekirdek hanim masaja gitmis.. yine yok..
bu sefer ben mi arasam arkadasi evde yok ulasamazsan beni arama desem..

yine papazin kizi ve temizlikci kadinin anlam veremeyip saga sola sakladigi arinacaklar torbalarini bulup yikama kurutma..
bu sefer cekirdek vakitli geldi..
yemis yemegini..

saat yarim.. uyumusum..

posted from Bloggeroid

4 ekim..

olu gibi yatinca tabii..
sabah ise gec kalmis olarak uyandim.. neyse ki karma sabrimi odullendirdi de ilk hastaya yetistim..
gun boyu salak gibiydim..
gun boyu herkes iyi misiniz diye sordu..

bana yaranilmiyor zaten..
ayak ustu yorgun gorunuyorsunuz deseler.. bozulurum..
iyi misiniz deseler sinir olurum..
iyi olmadigimi dusununler az vizirdamak az noroz sergilemek.. az uzatmak.. az abartmak gibi seylere dikkat etse o minimum enerjim ile neler yaparim da..

gunu hatasiz.. catismasiz.. hatta bir idari arti deger katkisi ile tamamladim..
aksam yine arinma.. yikama..
cekirdek tabii olayi baslatan kisi olarak..
bu yanlis ifade..
olayi baslatan baskasi..
lakin olayi icten hisseden yipranan.. dolayisiyla yipratan cekirdek..
cekirdek eaah deyip basip sergiye gitmis..
evde ise hbc arkadas cagirmis.. ooh keyifler yerinde..
yika as yika as..
bu havada ne kadar kurutabilirsin ki..
ha unuttum..
markete ugradim ve camasir askiligi aldim.. salon camasir altinda kaldi..
tam iki camasir arasi kanapede sizmisim.. tel caldi.. cekirdege ulasamayan arkadasi aradi..
e ama ben de ulasamadim ..
dedim tamam sonunda sergi cikisi kacirdilar kizimi..
ya da tophane saldirisi ayari biseyin ortasinda kaldi..
ya da silahli saldiriyla oldurulen rus konsolosu olayi ay sergiye gitmek meger ne tehlikeli eylemmis..
endiselenince ben ben degilim..
hbc ye sordum.. kimle gitti?.. biliyo musun.. yok bilmiyo.. okuldan arkadas..
biri dedi ki ben taniyom cocuklardan birini arayip sorayim mi..
yok dedim..
gerek yok.. beni oldurur cekirdek.. ben bagrima tas basarim..
gulduler yuzume yuzume..
kendimi asma katlama islerine verdim.. papazin kizini okuyayim dedim.. ama yogunlasamadim onun sorunlarina..
hic bir yere bakmayan pencereden bakiyorum.. oyle..
sigara iciyorum..
beni arayip merak etmeme yol acan arkadasa kiziyorum..
cebini duymayan cekirdek bir klasik cunku..
derken bir mesaj geldi bizimkinden..
pasif agresifligim.. ve endisem sona erdi..
sonra cekirdek geldi..
sergi anilarini anlatti..
bugun de saati iki ettik.. yatsak ya artik..

posted from Bloggeroid

3 ekim..

sali gunleri benim kosusturmacali gunum..
degil ataletce ucusmalar.. tuvalete bile gidememe gunu..

temizlige kadin geliyor salilari ama bu hafta gelemeyecek..
isabet olmus persembeye kalmasi cunku.. bizim ozel bir aritma seansimiz oldu..
salilari neden yogun..
cunku gunun yarisinda hastanede diger yarisinda baska bir semtteki poliklinikteyim..
oglende de trafikte..
ve mutlaka.. her sali sabahi..
gun boyu takip etmek gerecek kadar uzun.. ancak acil olmayan.. ustelik bir dost ya da meslektastan gelen bir hasta geliyor.. bazen bu gun boyu takibin tek nedeni dost ya da arkadasdan referansla gelmesi oluyor ..
bu benim yasam bicimim aslinda..
hayatimi ozetlesem kapi kulpunda kriz cozme der gecerim..
gecen hafta bacagi agriyor yine siyatigi azmis bi bak dedikleri kadinda kalca kirigi yakaladim..
bu hafta baska bir hasta nedeniyle kopru trafigi dahil telefonda gecirdim iki semt arasi yolda..
istanbulda semt demek.. evren demek.. karadelik demek..
sonra tabii ihmal ettigim aritma malzemelerinin eczanede olmadigini fark ettim..
zor bela.. muadil buldum..
aksam 1 miydi neydi arinma.. yikanma yikama cekirdek sakinlestirme girisimleri..
olu gibi yattim..

posted from Bloggeroid

2 Ekim 2017 Pazartesi

kintsugi'ye yine rastladim bugun..

kahve molasında ..
insta gezerken..
maddi manevi kıymeti olan porselenin tamiri..
güzel fikir tabii..
görünmeyen tamir olmaz.. en azindan sesi artık bütünlük taşımaz..
sahi çatlak vazo diye bir öykü okumuştum yıllar önce.. bak unutmuşum..bu ses meselesini o zaman daha çocukken ögrenmiştim..
neyse.. o yüzden japonlar gözümüze soka.. altına bulaya tamir ediyorlarmış ..
komşulari çinliler ise böyle düşünmüyor.. onlar çatlak kırık objelerin bereket ve huzur kaçırıcı olduğunu düşünüyor..

bu konu hakkında benim fikrim değişmiyor.. daha güzel görunebilirsin.. ama bu birilerinin seni kırdığı gerçeğini değiştirmez..

yine de fikir fikiri taşır.. ilham ilhamı açar.. tamir yama.. yavaş dikiş ve rebeka ...
bu önüne düşen kintsuki sayesinde altınla yamamak kavramını keşfettim..
ha bir de ordan oraya fikir uçuştu kolaj geldi....
dolap diplerinde kıyamadığım evrak-ı metrukelerim var..
onlara gün yüzü göstereyim.. hem elim çalışır..
hem gözüm eğlenir dedim..
ben bu fikri çok sevdim....dolap diplerinde atmaya kullanmaya kıyamadığım çul çaputum var.. onları birlestireyim..
hem elim çalışır hem gözüm eğlenir dedim ve iki fikirle çıktım yola..

pese ..
siz bana bakmayın.. bu kintsugi uygulamasi zor emekli iş..
hem yapışkanı toksik hem bekleme süresi haftalar aylar..
haa karışımlı epoksilere altın sim katıp yapanlar var tabii ama onlar sayılmaz..
değerli şeyi kırdın..
tamir edesin var..
onu da 2 dakikada kuruyup emeği de yoksayan yöntemle ne demeye tamir ediyorsun..
işin felsefesine ters..
at gitsin..
ucuzlatma.. ne kendini.. ne yaşamı.. ne emeği...
pese iki..
devam ederim ara ara...

pese üç.. şu epoksi meselesi de o kadar kolay değilmiş.. çok altın katarsan fazla esnek.. çok epoksi katarsan fazla kırılgan oluyormuş ..
bunu da.. yeterince tamir olmadan ise koşulmak.. kırıcı ortamlara geri donmek.. ya da sertleşip mutsuz zımpara modeli insan olmak şeklinde aforizmalaştırmışlar da..
ben katılmıyorum..
altın katıyosun .. degerli sayıyorsun kendi yaranı..
e kiran başkası.. neyin aforizmasi..
hele rumî.. ve çatlaktan ısık girer lafı hiç olmuyor..
e çatlağı tıkıyorsun yani.. ışığı engelliyorsun..
o zaman.. niye rumî yoruyorsun.. zaten dedim ya baştan yanlış..
kıran kırmış.. tamir edecek olan da.. o.....



posted from Bloggeroid


posted from Bloggeroid

1 Ekim 2017 Pazar

ev hareketli olunca hic bisey yapasim olmiyor..

bin tane yapmam gereken vardi..
oglene kadar uyumusum..
uyaninca da once keyif yapasim geldi..
kahvemi yaptim..
marketi arayip siparis verdim..
derken telefonum caldi..
bir erkek sesi canim.. dedi..
tanidik bir ses.. ama uzak bi tanidiklik..
cikardim sonra kim oldugunu..
bu sıcak arama bana degilmis elbette.. baska bir atalete imis.. aa atalet burda zaman yoka mi basmışım ..
olsun bak ne uzun zaman oldu..
karşılıklı iyi niyet konuşmaları.. derken.. canimli aramanin kime olduğunu izah etme cabası geldi pesinden..
niyeyse..
açıklamalar olayı şupheli hale getiriyor..
bilesiniz..
ben soruyor muyum..
diğer atalet kim.. neden aradın..
niye canım dedin..

zamanında bir canımlı mesaj yüzünden..
yandı buralar..
riskli sözcük.. canım..
demiyorum ki ben..
açıklamak batmaktır..
sabahki durumda ise belki uyarıcı olmuştur..

cocuksa kahvalti hazirladim..
sonra katalan referandum haberlerine daldim..

icim daraldi..
bana romantik diyorlar..
ekonomilerden soz ediyorlar da..
ben anlamiyorum..
bence gitmek isteyene dur denmez..
dense de o kalistan bi hayir gelmez..
sonra bolune bolune nolcak..
sehir devlete mi donulecek..
hayor aslinda tek ve buyuk bir dunya vatandasligi olsa daha iyi olmaz miydi..

olmazdor tabii ve bunu bana ayrintiyla anlatmak isteyen cok insan olacakir..
istemiyorum..
herkes uz dursun.. eline ayagina gucune sahip ciksin..
baska bir dilegim yok..

dizi mevsimi acilmis bir bir dusmusler ortaya.. kriminıl maynds olsun.. hov tu get evey olsun hep baslamis..
cocuks evde yok..
kedis kavgalasirken ara dayagi yiyen sol ayak bilegimdeki siyrik sizliyor ve ben orwell ile yataktayim...
yedim butun hafta sonunu..
afiyet olsun bana..
iyi geldi bi de....

posted from Bloggeroid


posted from Bloggeroid

30 Eylül 2017 Cumartesi

üçüncü gün

ve gunün konusu


sabah malum is güç..
sonra ev..
mutfak mesgul..
hareket çok..
keyifli gençlik iş başındaysa kenarda durucan..
sonra arkadan ekmek makinasını çalıştır..
bulaşık makinasını çalıştır..
mercimek çorbası koy..
kitaplık yerleştir..
mumluk yak..
eski işyerinden gelip kalmış kutuyu boşalt..
yağmurda göl olmus saksiları süzenle..
ponyoyu kaçırma..
diyor ki çekirdek..
bloğunu okudum..
sen değilsin..
olmak istemediğin kişiden mi kaçtın..
hem çok hüzünlü ..
hüzün ilham verir dedim.. severim..
hem sen hüzun nedir bilmiyorsun..
ilk yılları okusaydın ..
bi de gitme takıntın var dedi..
var dedim..
sonra beğenmiyorsan okuma yav dedim..
benim bloğum.. istediğimi yazarım..
takibi bırak..
gülüştük sonra..

ekmek olmadı..
kabarmadı sıcakken yedik hamuru..
herşeye bir şey var dedi hbçnin arkadaşı..
reçel kaplarına bakıp..
ben çok daraldım diye geldi çekirdeğin arkadaşı..
provalar yarim kalmış..
evde çürüyomuş..
müzikleri kahkahaları..
merdivenden düşerce inişleri..
kitabim ve beni çok ağırbaşlı gösteriyor..
daha gece genç demek geldi içimden..
bugün dünya kalp günü..
aşure günü
hasan feritgedik öleli 4 yıl olmuş..
limonlu soda severmiş..
esin agrının zirvesine çıkmış..
"canıtın" yazmış..
onu da iskartaya çıkardık..
simone'u da..
vircinyam rebekam ve sürmelim..
ne kalabalıktık..
bak.. gene..

üç gündür yazacak bişey var aklımda .. yarına kaldı yazık..

posted from Bloggeroid

29 Eylül 2017 Cuma

peki bugün nasil geçti..


verimli ve sıradan..
sabah uyuyakalmışım..
saati duymamışım bile..
uyandıktan 7 dakika sonra arabadaydım..
10 dakika gecikmeyle hastanede..
sekreter..
listenizi gördünüz mü dedi..
molasız.. peşpeşe..
öğlen saatinde de toplantı vardı..
öyle sürmüyor tabii.. kimi kısa kimi uzun kalıyor yanımda..
öğleden sonra bir kahve molası verebilecek kadar vakit buldum..
kahvenin yanına bir tirami su bile söyledim..
sabah ise.. kahvemi odamda içtim..

eve geldiğimde çok acıkmıştım..
avniye sokakta karşıladı beni..
ancak ponyoyu görünce.. benimle birlikte içeri girmedi..

hbç öksürüyordu..
makarna yapacaktim aslında..
onun yerine ramen yapmaya karar verdim.. çorbamsı olsun dedim..
alışılmış hareketlerin tekrarinda bir rahatlatıcılık gizli..
gün boyu şikayetler arasındaki gerçek sesi ayırıp..
onları tanılara yönlendirip..
o tanılara uygun hastalık takip ve tedavi seyri düzenlemek..
karar verememe anları..
eksik parçayı bulmak için yeni sorular bulmak..
yoruyor zihni..
üstüne trafikteki öngörülmez hareketler..

bir dönem içtiğim şarap ayrı gitmeyen bir kadın..
hayatın puzzle benzerliğini anlatmıştı..
teorisini şu anda söyle desen bilemem.. söyleyemem..
benim için.. sabır ve tutarlılıktır..
son parçaya gelip.. kutuda olmadığını farketmenin derin sinir bozuluğunu çok duydum .. yaşamadım..
ben puzzle çözerken şimdi nasıl bir parçaya gerek var diye bakmam..
bu elindeki nereye uyacak bakalım diye bakarım..
şimdi gene nerden nereye gittim..
eeeee anneeee derdi çekirdek ona söyleseydim..
sonra birleştirince de..
ne alaka derdi..

aslinda ..
yağmurdan kaçar ve egemenliğinden daraldığım birinden uzak dururken..
bir başka egemenin nasıl .. sonlara doğru artan bir ivmeyle kabalaşarak hayatimda yer edindiğini düşünüyorum sık sık..
buna nasıl hevesle izin vermiş olabileceğimi..
saime hanım derdi..
şeytan azapta gerek.. ondan olsa gerek..

ay neyse..
minicik bir puzzle kolye aldım..
tam iki koprucük kemiğimin arasındaki çukura oturuyor..
gün içinde okşuyorum..
mutlu ediyor.. o arkadaştan bağımsız..
elimdekini nereye uydururum.. yaklaşımımı derinleştiriyor..

hastanın öyküsü olur..
buzdolabındaki sebzeler..
yün parçası.. ya da fular olur..
hayata nesnelere ve sahip olduklarıma bakış açım böyle..

bu akşam..
buzdolabında..
sebze yoktu pek.. birkaç köy biberi..
kırmızı lahana..
güzel bir domates vardı..
kaju fıstık ve sarmısak.. biraz zencefil ve hep hazır bulundurduğum sebze suyu..
birleşip yemek oldu..
sos güzel olmuş nasıl yaptın.. dedi çekirdek..
hep aynı yapiyorum..
önce soğan doğruyorum..
o tavaya düşünce baska ne koysam diye başlıyorum dedim..

o soğani doğrarken avniyenin camdan içeri girme kıvranışlarını.. ben oralı olmayınca yine camin içindeki çiçeği gözüme baka baka yemesini..
camı açınca.. ponyoyu görüp girmekten vazgeçmesini..
boşu boşuna yenilen çiceğin hüznünü..
yemek üstü çay demlediğimi..
çaydan koca bir bardak alıp.. ateslenirseniz.. haber verin deyip yatağa geçtiğimi..
elena ferrantenin patikli kitabini..
gerçekten niye o kapak.. ne alaka..
alıp.. bitirdiğimi..
çayın bardakta soğuyakaldığını..
şuraya not düşeyim..
elena bu işi biliyor..

bütün aşamaları ile doğru yazmış..
okurken her kadının sinirleneceği..
birçok şey hepsi birden ya da ayrı ayrı mümkün..
bu kadar söyleyeyim..
ve otto.. benim pencere içi çiçeğimin yaprağı kadar gereksiz yaşadı yaşadıklarını..

bir tek cümle alıp çıktım kitaptan..
yaşananlarin ilmeğinden düşme tanımlamasını içeren cümleyi..
çeviri genel olarak akıcı idi..
iki majör hata vardı.. kabul edilemez hatalar..

elenanın cep telefonu devri kadınının.. nasıl da napoli üclemesi kadinları zamanından kalmaymış gibi olduğunu da düşündüm sonra..
sonra düşünemedim..
soguyan çayımın yerine yenisini alayım.. yazıyı ekleyip uyuyayım ben..

posted from Bloggeroid

28 Eylül 2017 Perşembe

kralice ister de ..

yazılmaz mı..
21 gün yazilmaz mı..
bilmem ama denenir..

sabah dinlenmiş uyandım..
dün selden kurtulup 3 saatte eve ulaşınca yataga yüzü koyun düşüp.. öyle sabahı bulmuşum..
kahvemi içtim..
ıslattığım nohutların suyunu döktüm.. taze su ekledim..
protein oranı daha yuksek olsun diye çimlenmeleri başlayinca pişiriyorum tohumları..
sabah trafiği sakindi.. lâkin yine telaşlı şoför terörü vardı..
önce ben hep ben.. en çok ben sendromu..

öğlene kadar arasız calıştım..
öğlen yemeğine çıkmak istemedi canım.. internet didikledim..
çekirdek dün ucak bileti almıştı..
ne zaman dönüyorsun ki mesajı attım.. şimdi cevabı geldi.. sevindim..
seher'i bir hekim arkadaş için almıştım.. haşteg kitap okumak direnmektir yazıp içine ona armağan ettim..
ayak üstü sohbetler ettim.. sırtlar sevdim..
iki hasta arasında çiceklerime duvardaki resimlerime ilgi gösterdim..
paspartularını değiştirdim..
bugun üç kadin hastamdan ayrı ayrı .. çok hoş kadınsınız komplimanı aldım..
feromonlarımı sorguladım..
kalmış mıdır bilmiyorum..

gidip gelip irem'in duruşmagonderilerinden semihin dediklerini ve sonucu takip ettim.. az kalsın ceylanı anmayı unutacaktım..
zımba gözlü kız 20 yaşında olacaktı.. olamadı..

bir kızım daha oldu.. hem de adaşım.. sırrı bende duruyor.. dursun..

eve geldim.. çekirdek havaştaymıs.. nohutu pisirdim..
pilavin inmesine 3 dakika varken geldi..
pilav mikrodalgada pisiyor bizde dakikası belli..
tam onu doyururken hbc geldi..
ay sana demedim blog.. hbç bizimle yaşiyor yine..
iki kardeş 3 ayda 2 gun görüsebildiler.
biri gitti biri geldi diye..
sonuç onlar odalarina çekildi..
dedi koduya başladı..
ben ponyo ve avniye savaşının ortasında kaldım..

o arada marim kraliçamın blog çelıncını gördüm..
elbet katıldım.. burdayım..
sindrella gibi pabucumu düşürmemek için acele ediyorum..
çekirdek bana bir kolye almış.. mor ve yeşil..
benim bu sezon yeşilim geldi.. hep mora gidiyor elim..
aramızda bir bağ olsa gerek..
konusmadan iletismek için..

tipo hatalarına bakmayın olur mu..
en mavi göz'ü alıp yatağa kayacağım az sonra..

posted from Bloggeroid

3 Ağustos 2017 Perşembe

sozcukler icimden disima dogru itmeye basladiginda..

durmamam gerektigini öğrendim ben..
içimde kalıyorlar .. boğazima takılıyorlar..
hayat zor bir süreç..
iniş çıkış mesele değil de..
tümüyle kontrolden çıkabiliyor bazen..
aynı evde aynı yerde sürgünmüşsün gibi hissedebiliyorsun..

nesnelerden söz edesim var demiştim geçen yazıda..
sandalyeler gördüm..
üstüste konabilen plastik sandalyeler..



rehindiler.. belirli bir bölgeye girmeleri yasaklı..
parmaklıklar gördüm kimi sabit.. kimi hareketli..
öyle baktım onlara içimden ne kuş geçti.. ne kervan..
gözyaşlari gördüm bugün..
gözyaşları nesne sayılır mı..
sayilır bence gözyaşı kapları bile yapıldığına göre zamanında..
bak ben senin için ne kadar çok ağladım diye yaşla doldurulan şişe.. zamanin sosyal medyası gösteriş unsuru olduğuna göre..
o şişeler ki.. kanlı olanları antikacilarda daha da değerlidir..
yalnız ağlayanın değil..
onu üfleyen işçinin de can acısını barındırır içinde..

öyle birden ve durdurulamaz akıverdiler ki.. gözyaşları..
bir parmaklık oluşturdular benimle ağlayan arasında..
oysa aynı parmaklığın aynı tarafındaydık.. o bilmiyordu..

hüzün her yerde mesdames..
olmadığında da ben içimdekinden bir tutam serpiştiriveriyorum..
oluyor..

pek iyi bir sosyalleşme arkadaşı sayılmam ben.. bu ara..
bavullardan söz etmek istiyorum çünkü.. tahta bavullardan.. bir neslin.. bir devrin bir fukaralığın ve medeniyetin nesnesi bavullardan..




bisikletlerden söz etmek istiyorum..




çocukluğun.. oyunun.. romantizmin özgürlüğün nesnesi bisikletlerden.. bir iran filmi vardı hani bisiklete binmek isteyen .. bisiklet almak isteyen o yüzden hatim yarışmasına giren küçük kızı anlatan.. ben o filmi çok sevmiştim.. persepolisten daha çok.. orada özgürlüge gonderilen kız hayatını damla damla mahvederken.. bu filmde küçük kızın damla damla isyanı çok iyi gelmişti bana..
sonra..
çocuklardan soz etmek istiyorum..
vesikalık fotoğraf bağlamında..
egemen nesnesi olma bağlamında..




ne çok çocuk gözü var bize kocaman kocaman bakan ne çok çocuk var .. ve giderek kalabalıklaşıyorlar..

nesne değil ama coğrafyadan söz edelim mi bir de.. kader nesnesi yapalım gerekirse..
alacakaranlık kuşağı olsa bir baksak tüm o çocuklar dikilmiş önümüze titreşen hayaller olarak..
yok burdan bir soru cumlesi çıkarmam inky.. ne yapardık demem..
ay si ded pipl.. derim.. her birine sarılırım.. o koca gözlerinden öperim.. sizin ne yaptıgınıza da bakmam.. merak etmem.. o yüzden sorular yok bende..

güzelmiş eskiden.. hokkalardan büstiyerlerden bahsedebiliyormuşuz..
lüksmüs.. bilmemişiz ..


posted from Bloggeroid


posted from Bloggeroid

20 Nisan 2017 Perşembe

Ağaçlar yağmurlar yollar ve diğer şeyler..

İncecik yeşil yapraklı söğütler ıslanmıştı..
Erguvanlar ıslanmıştı..
Sakuralar ıslanmıştı..
Çimlerin arasından baş vermiş sarı süsenler.. ıslanmıştı..
Beyaz petalli baharlar.. ıslanmıstı..
Mor salkımlar ıslanmıştı..

Doğada yağmuru bulan bitkiler..
Bir ayin yapar gibidir..
Suyun üzerlerinden kayıp gitmesinin hazzını hissedersin izlerken..
Damla damla köklerine ulaşan suyun verdiği doyma hissini..
Okursun petallerinden.. yeşillerinden..

Ama burasi doğa değil..
Çevre yolu kenarı yeşil alan..
Burda onlar zevk almıyor..
Hasta banyosu gibi..
Bebek yıkanması gibi değil..

Gelin hamamı gibi değil..
Hemen yanıbaşlarında ekili..
Star wars amblemi şeklinde..
İşaret modeli ekilmiş her dem yeşiller var..
Bodur çalı..
Çalı çok yıllıktır..
Bilir bunu.. keyifle açar dallarını toprağa paralel..
Yayar kendini..
Bu çalılar top top büzülmüs.. cüce buxuslar..
Mevsim dönümünde hoyratça koparılacaklar topraktan..

Kalıcı olmak bitkinin doğasında var..
Yerini yurdunu benimsemek..
Toprağını kucaklamak..

Bizler.. şehrin köle pazarlarında mesai adı altında çile doldurtulan beyaz yakalar..
Mavi yakalar..onlar kazandıklarını harcasın diye ..
Çalışmalarının karşılığında..
Kendilerine ve ailelerine.. iyi hatta lüks bir yaşam sağladıklarını sansınlar diye açılan avemelerin vardiyalarından çıkanlar..
Gün doğmadan yola düşüp hava kararınca eve dönen ..
Okul çocukları..
Ve hatta şehrin emeklileri..
Yılların alışkanlığı ve bezginliğiyle..
Bu yolları günün en kalabalık saatlerinde..
Arpa boyu hızıyla arşınlarken..
Gözü sağa sola kaçtığında..
Öndeki aracın stop lambasından ayrıldığında..
Yeşili görsün diye..
Her şey normal .. insanoğlu kendini..
doğal yaşamında sansın diye.. oraya dikilmiş bitkiler..
Gün boyu bizlerle birlikte egzos koklayan yeşiller..
Aslında hayvanat bahçelerine kapatılmış o mahzun hayvanlardan ..
Farklı değiller..

Can çekişiyorlar..
Hele yolun dibine dikilmiş olanlar..
Yanlarından geçerken dallarını kıran.. yapraklarını uolan yüksek kasalı araçların gazi ettlkleri..
Sirklerdeki ucube gösterilerine katılanlar gibi..

Şu kelebek çalısı pekala sakallı kadını görün diye çığırtkanlı çadıra kapatılsa olur..
Şu laleler.. 
3 beş memeli cüce olabilir misal..

Hüzünlüler..

Bu ağaçlara gelin gibi çiçek açmış diyemezsin misal..
Şu atkestanelerinin yanında yöresinde yeni çimlenmiş bir kestane görmezsin..
Kısırlar..
Etraflarındaki toprak zehirli zaten..

Elimizin değdiği herşeyi kendimize benzettiğimiz büyük şehirde..
Yağan şey..
Bahar yağmuru değil...

2 Nisan 2017 Pazar

Bazi performanslar aynalar bilinenler..

Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz derdi..
Saime hanım..
Biliyorum.. ziya paşa demiş ilk..

Biri..
"Geçen bi doktor arkadaşım bi laf etti..
Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir dedi.."
Diye sözünü bağladı..
Sonra benim..
" tabii aslında bu lafı şey demiş kim demiş.."
Dememle bazı ulusalcı yazar adları .. peşinden fransız yazarları .. saydırdı..
O mu bu mu..
Ben hatırlayıp herakleitos diyene kadar.. sürdürdü..
Herakleitosu duyunca ilgisi söndü..

Onun gibi değilim yani..
Lafların peşinden gider sahibine bağışlarım onları..

Devamı pek söylenmez..
O mısranın..
"Şahsın görünür rütbe i aklı eserinde.."
Der ziya paşam..

Eh eylem fıkarasıyız..
Laf ustasıyız..
 doğaldır lafın birinci bölümünü yagınlaştırmamız..

Siz insanlar iyi diyerek onları doğru sıfatlandırdığımızı düsünüyor musunuz..
Tek vasfı iyi olmak olan..
Kendi şartları içinde..
Kediye köpeğe kuşa.. kapıya yem koyan.. ama köpek barınağında çalışmaya gitmeyen..
Ya da..
Evdeki çocuğunun torununun giysilerini birilerine veren..
 ama çocuk esirgemeye gitmeyen..
Ya da tacize dur de yürüyüşüne..
Ya da sokakta dayak yiyen çocuğun annesine dur demeyen..
Ya da şiddete uğrayan kadına müdahele etmeyen..

Ne bileyim.. hayatında ağaca zarar vermemiş..
Ama.. bir ağacı kurtarmak için ona kendini zincirlememiş..
Gözünü canını taşağını o uğurda kaybetmemiş...

Cesaret durduk yere sahip olunan bir şey değildir..
Başka seçeneğin kalmadıysa cesur olursun demiş..
Ünlü bir dizi büyüğü..

Siz şartlarını zorlamadan ..
Güvenli alanını terketmeden yaşayan..
Orda durup..
Hiç kötülük etmeyen birine iyi diyebiliyor musunuz..

Çünkü iyilik de.. cesarete dair..
Dünyanın en hızlı yapılan hesabı..
Bundan bana ne zarar gelir hesabı olabilir mi?..
Olabilir..
Yaptım..
Zarar gelebilir de ne ..
Canıma okunur dedim..
Okundu..
Geleceğim o gun değiştı..
İşin tuhafı bu işe yol açan kişiye hiç bişey olmadı..
Ben isimsiz kahraman..
Tarihimi yeniden yazdım..

Bazı durumlar insana ayna tutar.. 
Bazıları zaten bilip düşündüğün gerçeği ortaya koyar..
Sanatın performansın böylesini seviyorum..

Yatıyordu yerde kız.. elindeki koca taşı..
Tam kalbinin üzerine koydu..
Ben buyum dedi..
Fırlamak .. taşı alıvermek istedim..
Nhayıır diye bağırmak..
Kaderin bu değil değiştirelim demek..
Durdum bi an..

Hayır performans sonuçta..
Içine dalmayalım..

Böyle kalıcam dedi..
Hiç kimse yüreğindeki ağırlıkla yalnız kalmamalı..
Ha ağırlıktan kurtulmak için yol arıyorum..
Bi dakka bulucam..
İnime bi çekileyim diyenler ayrı..

Ama tam teslim yerde yapıp..
Böyle kalıcam fiyen biri..
Hele bir küçük kızkardeş..

Fırladım ben.. her zamanki işim..
Önce taşı aldım..
Sonra after effekti aldım..
Sonra baktım taş bende..
Ayh onu ben de bırakıverdim..
Sonra baktım sesi soluğu çıkmıyor..
Elini yanağını okşadım..
Sonunda canı geldi..
Tuttu elimi..
Doğruldu..
Sarıldı başını göğsüne koydu..
Ay başı boynumdaki kulaklığın şeysine mi geldi..
Yok dedi..
Performanstı interaktifti..
Süreleri tepkileri o yönetti..

Ha bir de kadın vardı..
Hayat çogzel deyip durduğu için..
Bizim buralardan olamaz dediğim..
Evetti yabancıydı..
Baktım gelmiş başımıza dikilmiş..
Bekliyor sırasını..
Bi kola da o yapışmamıß..
Çunkü avrupalılık..

Sonra bir erkek vardı..
Ellerini cebinden çıkarmamış ama..
Ama geride de durmamış..
O da dikilmiş yanımızda..

Tam da "üç kız bir ana.. demezler bana..
Ağlarlar yana yana.."

Ve diğerleri..
Yerlerindeler..
Üzüntü hatta endişe ile bakıyorlar..
Ama yerlerindeler..

Onlar iyi insanlar..
Ve çok seviyorum..

82 referandumu geldi aklıma..
Meğer zarflar şeffaf gibiymiş..
Meğer jandarma varmış..
Hiç ayırdında değildim..
Yapmam gereken hayır demekti..
Tek sorunum pazar pazar giyinip oy kullanmaya gitmekti..
Pijamalarımla vedalaşmak pek zor gelmişti..

Sonrasında ..
Ama yıllarca sonrasında..
Hayır dediğim anayasanın değişikliklerine hayır demeye giderken..
Aa ne cesurmuşsun dediler..
Zarflar şeffaf gibiydi..

İşte bak..
Ben de cesur filan değilmişim işte..
Çünkü şartlarımı zorlamamışım..

Yazının ucu kaçtı biraz..
Kimseye hayır deyin filan demiyorum..
Zaten evet ya da hayırın bişey değiştireceğine inanmıyorum..

Ilk düşenleri koşup yerden kaldırdığımız günlerde..
Buralar hep çiçekti..
O zamanlar koşmayıp..
Sadece izleyenlerdir bu gün bizi bu noktaya getirenler..
Ve daha ilerisine taşıyacak olanlar...
O yüzden..
Inan..
O değil derdim..

Derdim ne biliyor musun rebecca..
Ses olmak..
Nefesi içine kaçanın nefesi olmak..
Oralarda buralarda.. şlfacının eli nasıl hafifti demeden..
Kendin şifacı olmak..

Şifanı aramak yerine şifa dağıtırken..
Şifa bulmak..

Bak her şartta evet diyenler değil..
Hayır diyenler de değil..
Bu kişilerin sayısı artarsa ancak o zaman..
Ancak.. o zaman..
Kadının dediği gibi..
Hayat çok güzel bişey..
Yaşamak mükemmel olur..
 ve ayaklar.. yürekler sırtlar ağır ve ağrılı olmaz..

Diyeceksin oralar da güllük değil..
Gülistan değil..
Evet değil..
Şu anda değil..

Saime hanıma çok kızarken ben çocukluğumda..
Bu kadın hep olay çıkarıyor derken..
Ve uzak durup tanımazdan gelirken çocukluğum boyunca..
Saygıyla anıyorum onu..
Nisanın ikisinde.. 

Ruhi su diyorum..
Kuru kütük yanmayınca tüter mi..
Dinleyin evet..
Karacoğlan demiş..

Pese spoiler yoktur düşünmek vardır..
Pese Pera İstanbul'dadır..
Asla yalnız gitmeyinizdir..
Üc bölümdür..
Biri elçi resimleri koleksiyonuna..
Diğeri 
Ölçüler ağırlıklar sergisine..
Üçüncüsü.. 
Müzelik eserlerin sıradanlaştırılmasına ..
Ellenebilirleştirilmesine dairdir..
Genç sanatçılardır..
Harikadır.. ve..
PerformArt çalışmasıdır...

19 Mart 2017 Pazar

Rebeka.. inki.. vircinya.. kelt düğümü.. ve diger seyler...





Sevdigim seylerden biri.

Yasadigim yerin dekoruyla oynamak.. bu artık bilinenin ilânı..
Sorunlu bir alan olan boudoir'da yine yeniden bir değişim oluyor..
O beyaz gardrop.. boudoir balkonu yok artık..

Zamanı dolan.. dilediğim hale getirip yeterince kullandığım şeylerle vedalaşabiliyorum ben..
Üzülmeden..

Alan daha geniş..
Duvar da öyle..
Haftalardır.. galeriduvar deyip duruyordum.. 
O tamamlandı..


Perde diyeceğim.. çok mu sıradan kaçacak atalet için..
Dreypıriiz mi desem..
Neyse asimetrik pencereyi bilirsiniz eskilerden..
Simetriye karar verdim..
Boş duvara da perde astım.

Evet çok dekoratör üçkâğıdı biliyorum..
Korniş astım da perde yok elimde ve beğenemiyorum derken....
Bir desen atladı gözüme..
Her zamanki aşk ilişkisi..
Alıp eve taşıdım..


Açıkçası sonradan farkettim desenin el dikişi gibi göründüğünü..
Ve bir yerden biliyordum bu deseni..
Hatırladım sonra kelt düğümü deniyor..
Artık el dikişleri aklıma hep rebekacığımı getiriyor..
Suturanın sutradan geldiğini de ondan ögrendim ya..

Baş ucu.. duz rengiyle gayet uyumlu idi..
Ta ki..
Başka bir kumaş üzerime atlayana kadar..


O da nedense primitif sanat çizimlerinden çıkmasın mı..


Ben bir aradalıklarını sevdim..
Duvar kağıdını da biliyorsunuz..
Onunla da uyumlu bence..
Hem vintıc mühim..
Nerdeyse 20 yıllık o kâğıt..
On küsur yıl bekledi.. kaplanacak yeri bulmak için..


Evde alış veriş sırasında ergen çekirdeğin odasından çıkma bir zebra desen halı buldum..
Neden olmasın afrika da güzel bir kıtamız dedim..

Bugün de mandalayı kutuya ve baş ucu sehpasına yaptım..



O sehpa da tanıdık size..
Ama üzerine kırmızı mum dökmüş biri..


Elbette kim olduğunu bilmiyoruz.. kedidir diyoruz..
Mum çıktı fakat kırmızı lekeler kaldı..

Mandala o işe yarıyor..
Hayır sabra değil.. lekeleri saklamaya..


Üzerinde p kapital dekupaj olan masa da aynı lekelerden muzdarip..
Bu avniye çok fena..
Patide mum florans natingeyl gibi oda oda geziyor.. akıtıyor..


Onu da siyah karatahta boyasiyla boyadim.. üzerine..
Beyaz mandala yaptım ama taşırdim..
Eh boyanın en kolay tarafı..
Bir kat daha boyarsın olur aşamasıdır..
Üzerine bir yuvarlak örtü koyarsın..
Değisebilir mandalan olur..

Bu kare kutu..


Çekirdeğin çocukluk odasinda üzeri bale patik desenli idi..


Desenin üzerini boyamaya kıyamadım..
Bazen anıları arkaya dizersin..
Hayata devam ederken..
Burda da öyle oldu..
Kare küp.. eninde sonunda bir tarafı duvara geleceğine göre..
Dursunlar.. dedim..

Tek tek birbirine bağlanıyor.. 
Sutra sutra..
Canlılar da öyle değil mi..
Rebeka.. vircinya.. inky.. afgan kadınlar.. ve afrikalı.. ve iskoç kadınlar.. onların izleri.. ilmek ilmek..
Şu duvar için bir projem var..
Bir kac daha resim var aklimda duvara asılacak..
Yazı masamın bir kenarı çizilmiş..
Bir fikrim var onun için de.. çekmeceler için de öyle..


İş bir odayı yapmaya gelince..
Biraz rahat bırakıyorum..
İlmikler birbirine dolaniyor.. ekleniyor..
Kendiliğinden olunca..
O artık bir oda olmuyor.. 
Bir koza oluyor..
Evrimlesebiliyorsun orda..

Pese diyim eksik kalmasin..
Nevresim.. harita desenli.. ve celtic sea yaziyor en gorunen yerinde..

Boşuna cornwall demiyorum..
Cagiriyor..
Simdilik.. inkicim gibi kacis asamasindayim..
Hatta kanalizasyon icindeyim..
Olacak ama..
Yeterince yoğunlasirsam..
Kornval beni cagiriyor...
Pese iki de diyim..
Bu desenleri tek tek arastirdim..
Aborijin desenler düştü aklıma..
Leman hanımın ve saime hanımın örnek bezleri de düştü..
Var bir sürprizim size..
Dekor deyip geçmeyin diyorum degil mi..
Geçmeyin işte....

15 Mart 2017 Çarşamba

Inky canıtın saime hanim.. zelda capulet ve diger seyler...

Oturmuş zelda capuletin sayfasindaki muziklerden..
Mahsen namjoo'dan  zolf dinleyip..
Tetris oynuyordum..

Once yazilarini okudum..
mart onu babasindan vurmus..
Beni annemden..

Zaman bekliyorum ben..
Kabire gitmenin zamani mi olur..
Olmaz.. ama saime hanim gunlere onem verirdi..
Verir miydi..
Yoksa ben mi oyle saniyorum..

Serbest gezen ve sadece yonca yiyen koyunlarin yununde bir ipeksilik olurmus..
Oyle yiyen koyunlarin yunleriyle bir proje yapiliyormus..
Mujde gibi soyledim.. cekirdege..
Nerden biliyorlar dedi koyunlarin sadece yonca yemek istediklerini..

Sorgulattiriyor beni bana..
Ve tabii diyemiyorum..
Sukretsinler.. bulamayanlar var.. diye..

Ne alakasi var derseniz..
Sormadim saime hanima..
Ozel gunlere onem veriyo musun diye..
Cikartim yaptim..
Ozel gunlerde baska program mazeret filan duyarsa tepki verirdi cunku..
Hatta pasif agresifinden..
Bir kere daha onceden kizdi diye..
Istanbuldan kacmisti..
Bulup da kutlayamayalim diye..
Ama dile de getirmezdi..
Ben de sormadim ki..

Zaten dialogun dogrusunu sonradan ogrendim..
Ogrendimse tabii
Ya da gunun telasindan unutmazsam..
Soruyorum artik..
Sen onem verir misin diye..
Sen nasil istersin.. diye..

Dagildim yine..
Tetris oynuyorum..
Cunku tesbih cekmiyorum..
cunku izledigim butun dizilerin son bolumlerini de izledim..
Ve ss gb cok yavas ilerliyor..

Oysa beynimin hizli isleyen bir seye ihtiyaci var..
Kaynd of a hipnoz..
Ihtiyacim olan bu..
Çb bilir ve eyvahlanirdi..
Yine bir sorunumuz var oldugunu bilirdi..
Kiyici elestiri ve alaylarina karsin..
Bir gun soyleyivermistim..
Beynimi uyusturmak icin oynuyor oldugumu..

O yok o yuzden bu sirrimi bilen olmadan rahat rahat uyuşturuyorum kendimi..

Herkesin uyusturucuya geregi yok..

Derken bi ses ..
Gercekte degil..
Beynimin icinde ..
Yok oyle aydinlanma filan yasamadim..
Baris bicakci'nin romanindaki citlayan nohut sahnesi ya da sait faikin oykusundeki hist degil..
Yani merak ya da heyecan uyandirmadi..
Daha cok bir.. dur isareti gibi..

Yapsam yapacak cok seyim var..
Bir sehpa mandalalayabilir..
Bir kol battaniyedi orup bitirebilirim..
Cicekleri suya oturtup..
Bir sigara yakip.. dumani gozume kacirmadan saksilarini yikayabilir..
Temiz saksili suya doymus cicekleri..
Yerlerine koyabilirim..
Yapasim yok..
Bakalim belki yazi bitince yaparim..
Belki de yapmam..

O ses..
Inky'yi bloga yeni kadroya atadigimi..
Canıtını artık tedavülden kaldirdigimi yazmak istedigimi..
Animsatan sesti..

Inky bir yerlerde akvaryuma tikilmis..
Bir gun temizlikciler kapagini acik unutunca.. akvaryumun..
Kacmis..
Izlerini surmusler..
Delikten cikmis..
Duvardan inmis..
Yolda ilerlemis..
Kanalizasyona acilan mazgalin orda oyalanmis..
Sonra kanalizasyon ..
Yazi "ve okyanusa kacmis" diyordu..
Ne belli..

Belki boguldu bizim b.kumuzda garibim..
Esarete hic dayanamiyorlarmis ahtapotlar..
Inky niye nobetci oldu atalete bildin mi simdi..
Esarete dayanamadigi icin kacarken baskalarinin b.kunda bogulan biri.. canitindan daha gercekci bir kompaniyın buraya..

Degisimler oluyor hayatimda..
Gerilimler yuksek tonda..

Degisimlere odaklanayim ben..
Saglam odaklanayim hatta..
Olsun gonlumce.....

Pesesi... tabletten ekliyorum ve yabanci dil klavye kullaniyorum.. bu yazi da boyle olsun..


7 Mart 2017 Salı

İnce işler galeri duvar.. hayat.. değerler hakkında..

Bir ustumuze gelen büyük gök cismi..

Iki eriyen buzullar bozulan ekosistem..

Üç ülkelerde yükselen ötekileştirme..

Bu yüzden midir bilmem..

Yabancı dillerde yuvayı tüylendirmek.. denilen şey..
Hygge'lemek..

Ruhu güzel kadınların..
Kendilerine ve sevdiklerine umut.. sevgi.. konfor.. güvenlik sunma arzusu..
Bir kadının çuvalında unu.. kuşağında kibriti varsa.. dünyayı iyileştirir diyerek..
Mutfağa giren..
Temel besin ekmeği.. yuvaya kişiye özel elleriyle yapmaları..

Vakit yok artık ince işlere madem..
O zaman kollarımızla örelim battaniyeleri..
Deyip el emeklerine sevdiklerini sarmaları..

Doğal boyalar yapalım.. soğan avokado kabuklarından.. türlü çeşit çiçeklerden .. çürüyen yapraklardan..
Kazanlar kaynasın deyip.. şehir mutfaklarında bağlama boyama çalışmaları..

Doğayı artan betonun arasına sokmalı madem..
Duvarlara.. dokumalar asalım..
Dal parcalarına ipler dolayalım.. içimizi dökelim..
Ordan bir püskül burdan bir deniz kabuğu sallandırma arzusu..

Toplayıcı cadıların..
Bilgi öğreti ıvır zıvırı bir araya getirmesi..

Eller hiç boş durmasın..
Bos duran elleri şeytan doldurur.. kızkardeş..
Misal kadını insan yerine koyarsak diyenleri duyariz..
Misal neden kadın satranç şampiyonu yok diyenleri..
Misal sadece analarının ayağının altını öpmeyi tavsiye edenleri..
Kadınlar günü standındaki balonları patlatıp.. 
Herşeyleri yerlere atanları duyarız..

Her gün on dakika şarkı söyleyelim..
Kahkahalar atalim.. 
Erbaneler çalalım..
Timusumuz titreşsin..

Ilk masal binlerce yıl öncesinden geliyormuş..
Dilden dile derken .. yazıya dökülmüş..
Masallar anlatalım.. şeytan ile demirci ustasını analım..
Ama biz kadın masalları anlatalım..
Sindrella prensle evlenmesin.. sarayı yönetsin misal..
Pamuk prenses panzehir işine girsin..

Bir resim gördüm..
İndigo kitabının bir sayfası ince el işiyle yama yapılmış bir kumaş..
Resmi paylaşan..
Boyaları üretip..
Kumaşları dokuyup kendimiz boyayıp.. kendimiz giysiye çevirseydik.. o zaman hala bu yamaları yapıyor olurduk yazmış..

Yama yapmak.. özeni gösterir..
Emektir.. emeğe değeri gösterir..



Galeri odam bitti..
Pluton.. izmirden.. kızkardeşliğe.. sözcüklerin dayanışmanın getirdiği dostluğa..
Portre.. antalyadan.. candan sevgiye.. korumacı.. onaylayıcı içten sevgiye...
Deniz feneri.. vircinyam için.. kadınların gücü adına..
Tüy.. kadim kadınlara uçmaya.. umuda .. 
Yaprak.. doğaya.. iyileştirip güzelleştirene..
Anatomi atlası sayfası.. mesleğime.. insan bedeninin güzelliğine..
Gece çantası elbet saime hanıma.. onun bize hiç göstermediklerine.. hiç anlatmadıklarına..
Sarmal.. altın orana fibonacciye phi'ye.. mükemmele ve mucizeye.. analize ve bilime..
İp köprü boşluğa.. mesafeye.. azime ve keşif ruhuna..
Bilinmeze..
Antika harita.. değişime ve insan hırslarının saçma sonsuzluğuna..
Sıpalarım.. en değer verdiklerim.. manevi güçlere.. korumacı ruha.. iç sızısı.. kalp ışiması ve benzersizliğe.. ögretmeye ve öğrenmeye...
Beyaz fonda alp.. ilk bakışta aşka..
Dair..

Eksikler var.. bir söz eklenecek.. ifadeye özgürlüğe.. yazıya..iletişime...
Bir el işi eklenecek..
Emeğe..

Masalların binlerce yıllık olması.. kadının sözün iyileştirici gücüne vakıf olmasından..
Şu kadın şekspir niye yok diyen adam..
Eminim ilk şair ilk yazar kadındı..
Bebeğine ninni..
Çocuğuna öykü anlatıyordu mağarasında..
Sonra erkek destanları buldu..
Kendi sözde kahramanlığını anlatmak için..

Kopuk kopuk geliyor herşey..
Araları sen doldur vircinya..

Yavaş dikişe merak sardım şu ara..
Yamaya.. yavaş dikişe..

Hayır anne..
Maymun iştahlı değilim ben..
Elimi sokmadığım boya .. kalmasın istiyorum sadece...













28 Şubat 2017 Salı

Kornvol yavaşdikiş galeri duvar.. ve diğer şeyler..

Emekli olunca cornwall'a yerlesecegim derdim ..
Benim hayalim de buydu..

Sonbaharda kışın da yürüyüşe çıkılacak kadar geniş kumsalları..
Uzun değil geniş.. 
Üzerinde yürünebilir ıslak kum alanı da geniş..
Her evin diğerinin üzerinden denizi görebildiği yokuş yollar kenarına yerleşmiş yapıldığı günden beri değişmemiş .. 
sadece bakılıp yaşatılmış balıkçı kulübesi evleri..
Sahilde limana yakın..
Bir pub.. bir bakkal.. bir postane.. bir kitapçı bir eskici..den oluşan çarşısı..
Kasabayı hayal etmiyorum.. 
Var..

Pubında deniz feneri bekçisi.. ilkokul ögretmeni ve doktorun birlikte sohbet ettikleri kasaba..

Hayal et sen de..
Sabah avuç içi kadar bahçende unutma beniler.. ortancalar sulamış kahveni içmişsin.. tepeden denize bakarak.. 
Köpeğini alıp yürüyüşe çıkmışsın.. 
Suda gezmiş tahtalar.. cam parçaları toplamışsın..
Bakkaldan alışverişini yapıp.. 
pubda hava durumu hakkında sohbet etmişsin.. 
bira eşliğinde.. 
sherry de olur..
Ayrılırken.. 
Eskici el etmiş üzeri minicik minelerle süsü yüzyıl başı sütlüğü göstermiş.. 
beğenip almışsın..
Kitapçıya uğramışsın..
Son aldığın kitabı o da okuyup bitirmiş meger.. 
Onu konuşmuşsunuz bir "kapp'o" eşliğinde..
Kıtap klubü mü başlatsak demişsin..

Eve gitmişsin sonra..
İki dal unutma beni koparıp..
Yeni sütlüğün içine koymuşsun..
Ateşi yakmışsın..
Serinmiş bu akşam..
Koltuğa yerleşmişsin..
Kitabın kahven konyağın köpeğin kedin..
Havada mutfaktan gelen bir yemeğin kokusu..
Gözlerini yummuşsun..

Yarın da böyle olacak..
Boğazına dizilecek birşey yok..
Okyanusun hediyelerini alıp masada..
Renkli yünler iplerle..
Deniz kabukları çiçeklerle bir duvar süsü yapmışsın..
Bir rüya kapanı.. bir rüzgar çanı..
Arasına bir kuş tüyü katmışsın..
Oynamaktan suçluluk duymadan..
İçine sine sine..

Bu hayali kurmak için niye kornvola gittin be atalet..
Buralarda da var balıkçı köyleri.. 

Tek argümanımı söyleyip gerisini saklıyorum..
Çünkü onlarda kitapçı yok..

Başka argümana gerek yok zaten..
Yaptığın herşeyi izah etmek zorunda değilsin..
Hayal ise en kendini açıklaması gerek olmayanı...

Sosyal medyada kendi gelişimimi görebiliyorum..
Parmaksız file eldivenden..
Çaput bağlamalara.. dokumalara..

Gelenekler ve eski olan herşeyin yok edildiği.. kültürlerin karışamayıp dövüştüğü..
Kimlik savaşlarının..
Kişilerin içinde.. ev köy şehir ve hatta devlet içinde sürdüğü yerlerde biz..
Hep abesle iştigal edenleriz..

O yüzden mi abesimi alıp uzaklara kaçma arzularım..

Hamile kadınlar..
Yalnız çocuk odası ve hazırlığı değil genel olarak evle ilgilenmeye başlarlarmış..
Buna yabancılar "nesting"etkisi diyorlar..

Sahi.. sadece bizde mi.. yuva yapma'nın tehdit olarak kullanılması..
Yuvanı başına yıkarım nasıl bir tehditse..
Yapıcam şimdi yuvanı da bir tehdit dilimizde..
Bu derin denize girmiyorum..
Kesin altı kadın haklarına kadar dayanır..

Dolanmaya devam ediyorum..
Meandrosu ve rebecca'cığımı anarak ve menderes nehrine selam göndererek..

Sosyal medyada kendi değişimim kadar takip ettiğim insan profili de ilginç..
Kocası için eyer altı kilimi dokuyan..
Üniversite mezunu tasarımcılar bile var..
Doğal olanın güzelliğine katılan..
Doğaya yerleşen..
Hepsi sözcüklerle arasını iyi tutan..
Renklerle.. bitkilerle.. yemeklerle..
Koşullardan zorunluluktan değil.. kendi seçimiyle..

Nestinge dönüyorum..
Buduarda galeri duvar için..
Asılacakları seçtim..
Saime hanımın gece çantası.. siyah süet taşları var üzerinde.. incecik..
Pluto .. ta uzaklardan göbeğinde kalple bana gelen kadim zeytin ağacı..
Bir taş baskı.. insanın kaslarını gösteren..
Şezlongda kadın.. giacomettinin bir heykelciğinin kart postalı..

Resimler seçtim..
Ve çerçeveler sipariş ettim..

Seçtiğim resimler..
Hep hoşuma giden şeylerin resimleri..
Deniz feneri misal..
Salyangoz kabuğu gibi sarmallanan merdiven..
Orta çagdan bir evren haritası..
Bir aborijin dokuması.. kadının rüyası..
Gözümü actığım anda..
Beyaz fonda alp'ı görüyorum..
Henüz tamamlanmadı duvar..
Yavaş ve bu sefer ara vermeden küçük adımlarla ilerliyorum..

Kırıntılar bırakıyorum..
Çekirdeğe..
Bu kilim yastıkları seviyorum.. çünkü datçadan aldın.. ama çok sertler..
Dediği için..
Yumuşak yünden bir yastık yüzü ördüm..
Bunu çok seviyordum ama paçasını bisiklet yırttı dedigi için.. ona bir abartılı yama tamiri yaptim..
Gerçi bir sepet daha doldurdu bana şimdi..
Bu lekeli bu yırtık bunun kenarı tarazlanmış..
Olsun bir paça yapıyorum.. bir yatak örtüsü değiştiriyorum..

Nesting.. 
Bitirince.. oturup  bakacagım ne dokumuşum hayatım boyunca..
Kimlere dokunmuşum..
Neleri umursamamışım..
Var mı ihmal ettiğim..
Bu kızı yeniden büyüttüğüm yetmedi..
Yumurtadan da çıkaracağım..

Bitirince..
Biterse..
Şu yazmayı hayallediğim roman öykü.. belki yazılmayı tamamlanır sizlere ulaşır..
Belki evdeki artık yünler.. kullanılır bir anı battaniye olur..
Annemin düğme kavanozu..
Her düğmenin öyküsünü bildiğim..
Fotoğraf albümleri..
Her çocuğa birer tane..

Sevgiyi sorguluyorum..
Hayatı.. kendimi..
Sosyal medya hesaplarıma bakıyorum..
İlham veriyorlar..
Adını unuttuğum bir fakülte arkadaşımın yeşil renkle ilgili dediğini anımsadım..
Bugün..
Onun anlattığı masanın üzerine bırakıp çıktım..
Belki bir gün kitabımı..bırakır çıkarım..




 

24 Şubat 2017 Cuma

Kontrolsüz duygusal.. umursamaz görünen hassas.. ve bazı diğer şeyler hakkında...

Dersen ki..
Nerdesin..
Bir zamanlar hiç çıkmazdın blogdan..
Derim ki haklısın..

Yok içimde düzen perisi..
Obsesif kompülsif yazma bozukluğum var..
Okuma ve yeme bozukluğum..
Hatta obsesif kompulsif mavi emaye çaydanlik arama bozukluğum bile var..
Obsesifliğim bile düzen sahibi değil..

Öyle her ay ne okudum yazdım gördüm geliştim yazamıyorum..
Olmuyor..
Denemedim diyemem..

Muntazam not defteri tutan asistanlardan olmadığım gibi..
Acenda sahibi blogculardan da olamadım..
İçim daralınca da hiç bir şeye odaklanamam ben..

Yaparım ama ..
Extrapiramidal yaparım..
Bakarım silip temizlemiş bulaşık makinesini çalıstırmışım..
Ama hiç kayıt yok kafamda..
Daha beteri evden çıkıp barbarosun başındaki alt geçide gelmişim.. arabayla .. ama nasıl hiç bilmem..
Boş boş durmayı da yapardım..
Lakin tüm yaşadığım evlerin sırtı sokağa dönüktü..
Yoksa denizliğe dirseklerimi yaslayıp bütün gün bakabilirdim..

Pencere niyetine insta bakıyorum..
Kraft niyetine skrin şot alıyorum..
Sonra gidip bildiğimi yapıyorum..
Okumalarım da karışık..

Aynı anda üç kitap.. bir eskilerden leyla erbil.. bir yenilerden polisiye bir de yenilerden roman elimin dibinde..
Ruhum kaldırdığınca..

Örgüler öyle..
Birinden sıkılınca diğerine..
Biri dikkat gerektirince hop hadi yine birinciye..

Dostlara da mola verdim biraz..
İnsan kırgınken.. sevdiklerine hırçınlık yapıyor..
Onu keşfettim..

En çok yaşam sevincimi çaldıkları için kızgınım..
Buna karşı duyduğum öfke..
Gelecek kaygısı yaşatıyor olmalarına duyduğumdan daha çok..

Bir de kişisel yaşamda "değersizleştirme.. 
böylece kaybettiğine üzülmekten 
ve pişmanlıktan kurtulma.."
 çalışması yapan biri var..

Bağıran insanı daha çok duymuyorum ben..
Sağırlaştırma etkisi oluyor..
Çok tekrar edenin..
Dediklerine karşı da öyle..

En çok böyle zamanlarda..
Etrafım umutlu huzurlu neşeli gençlerle dolsun istiyorum..
Onu da bırakmadılar ortada..

Çay kahve yanı havali yeme içme..
Farklı kraft ve benzeri oyalanma..
Tuzu kuru etkisi yapınca toptan beslenemeyen oldum..
Açıkçası şu yaşımda artık değişim dönüşüm de istemiyor gönlüm.. 

En az üc kere.. sen de dört kere yeniden büyüttüm içimdeki kızı..
Birinde her yere giden kötü kızlardan bile olmayı bildim..
Ama alamadım o küçük kızın umursamaz hassasiyetini elinden..

Umursamaz görünen.. hassasiyet sahibi küçük kızları..
En çok kontrolsüz duygusallar üzebilir yorabilir..
İşbu nedenle.. kontrolsüz duygusallar..
Hep umursamaz görünen hassas küçük kızları hedef alır..

Eh.. fransız demiş..
Aksiyon.. reaksiyon..
Duygusal kontrolünü kaybettikçe hassas kız daha umursamaz görünür..

İşte blog bu konularda ve nerdeyse rehin alınıp tehdit edilme etkisi yaratan bazı saatler sonucunda..
Şu anda galeri duvarımı..
Masumlar kitabından yaptığım alıntıyı..
Pencere içindeki yeniden açmaya duran orkidelerimi..
Ya da kilim yastıklar daladığı için çekirdeğime ördüğüm renk kombinli üzerine de püskül çalısması yapmayı hayallediğim yastığı değil böyle..
Yine beş benzemez bir yazıyı eklemekteyim buraya..

Ve yine..
Sadece.. "akşamı ettik.. bugünü de bitirdik hadi sabaha bakalım.."
yaşam programı sahibi ataletten seslenebiliyorum sana..

Büyüyünce ben.. 
Bir cümlenin sonundaki üç noktanın üçüncüsü olacağım...


17 Şubat 2017 Cuma

kitap mührü.. bir zamanlar sevdiklerimiz bizi sevenler.. bir de neden her şey bu kadar karmaşık olmak zorunda hakkında..

iyi ki celın olmuş da bir iki gün düzenli yazmışım..

aslında aklımda hep giriş cümleleriyle dolanıyorum..
sahi çocuklar büyüyecek ve hayat kolaylaşacaktı değil mi..
burdan bildiriyorum.. hayat her zaman karışık ve karmaşıktır..
olabilir..
sen prensipten haber ver..

gerçi okumak ve yorumlaşmanın ilk zamanlardaki gibi rakipsiz ve efsane ortamı yok artık..
feys var insta var..
da oralarda böyle düzgün ifade edebiliyor muyuz ki kendimizi..
ay pardon düzgün ifade mi demişim..

neyse canım beni muhteşem girişlerin kadını olarak bellesin herkes..
sonrası kofti..

bir kitap damgam var benim.. bin yıl oldu..
her ne kadar kitap aşk ve tutkum.. ve martı ve kahve aşkımı birleştiren ve sevgiyle ve bana özel  tasarlanan bir armağan olarak geldiğinde beni çok mutlu etmiş olsa da..
armağan eden kişiyi hatırladığımda beni hüzünlendirdiği için kullanmıyorum..

çekmecede duruyor..
istiyorum da..
çünkü kitaplarla ilgili her şeyi de seviyorum..
okumayı sevdiğim kadar..

bu yüzden kendime yeni bir kitap mührü edinmeye karar verdim..
üzerne ne koyayım diye ilham bakınması yapıyordum..
Pinterestte..
bir sanat nesnesi olarak kitap mühürleri diyebileceğimiz kadar güzel şeyler gördüm..
artık canıtını emekli gibi bişey yaptım biliyorsunuz..
blogda daha çok kızkardeşler var.. rebekam.. vircinyam..
o yüzden martı istemiyorum..
kahve de istemiyorum.. çünkü kitap ve çeşit içecek..
süt ve kukiden..
çukulatalı tekilaya geniş bir yelpaze .. onu da geç..
işte o yüzden ilhamlanırken..
bizim ev finy petra romanı gibi.. kanadı olan kafesi boylardan..
kelebek meraklısı kızıyla kuş düşkünü anneyi amlatan kuş kadın romanı gibi..
çekirdek hanım kelebek sever..
nefis bir kelebekli exlibris buldum..
hah dedim bunu da çekirdeğe yaptırayım..
çünkü annelik benim kitabımda böyle bir şey..
küçük siyah elbise görgüsünden kitap mührü görgüsüne..

yalnız bizde sormadan alınan hiç bir şey hora geçmez..
o yüzden bunu yaptırıcam sana dedim..
o ne ki.. ex libris nedir ne demektir..
konulu konuşmadan sonra..
kitaplarımızı da etketleyip üzerine iz bırakmak istediğim..
bu benim kitaplığımın üyesi diye dmgalamanın..
sahiplenici.. baskıcı.. amacını aşan ve ayrıca kitabı da mutsuz edici bir davranış olduğuna inanarak ve bu isteğimden utanarak çıktım..
nerdeyse vazgeçiyordum ki..
birden aydınlandım..
nefis bir fikir buldum..

ex libris filan demeyeceğim..
atalet tarafından sevgiyle okundu diyedek benim yazı..
da..
erkek tuvaletlerindeki kapı arkası yazılarının..
tosun buradaydı bağlamında.. atalet was here gibi mi olur ki dedim şimdi de..
bak hatta bunu ..
yazıyı bitirirken dedim..

öyle damgasız kalsın mı ki benimkiler..
Ne dersiniz?..

Ps iki.. sevdiğiniz insanlara onların çok sevdiği şeylerle ilgili armaganlar vermeyin..
Bir gün gidiyorsunuz..
O sevdikleri şeyden de bi uzak duruyorlar ..
Kendi sevdiğiniz şeyleri verin ki..
Siz gidince rahat rahat kaldırsınlar ya da atsınlar..

2 Şubat 2017 Perşembe

Sizin için çizdiğim.. çelınc .. dilek.. hareket .. ve diğer şeyler...


Çelınc 16 dedi ki..
Çizdiğin bir şeyi paylaş..
En sık çizdiğim şeyi ekledim ben de..
İki omur bir disk..
Bir de enine görüntüsü..

Çelınc 17..
2017'den beklentin ..
2016'nın sonunda..
Uzun süredir beklettiğim bir şeyi yaptım..
2017'ye insanlık için önemsiz ama kendim için önemli bir değişiklikle girmiş oldum..
Yine uzun zamandır yapmam gereken hep ertelediğim bir konu vardı..
Onu da hemen şubat ayı içinde yapmayı umuyorum..
Bir de sen biliyorsun kibele konuyu.. durumu var..






31 Ocak 2017 Salı

Hygge çellınc öreke ve diğer şeyler..

Juno bu ayin ve subatin bir kisminin..
Zor gececegini soylemisti nitekim..
Öyle geçiyor..
Herseye rağmen rutinlerimde biraz zevk aldigim seyler bulundurmaya uğrşıyorum..

Zamanında carpe diemcilere ne kadar sinir olduysam..
Şu yapay hyggecilere de öyle kiziyorum..
Ayrıca varoluşculardan da hazzetmem..

Neyi sorguluyorsun..
Gelmis suyun dökeceksin..
Hangi sistemde geldiysen dünyaya..
Bütün dünya çeşitlemelerine göre değil..
İçinde bulunduğunda var olacaksin..
Bir artı değer getireceksin.. bir fark yaratacaksın..
Konu ne olursa olsun..
İsviçre alplerinde sürü güderken ağaç tohumları eken adam gibi..
Kendi başına milyonlarca hektar orman yaratan bangladeşli gibi..
Srilankalı sokak köpeklerine kendini adayan veteriner..
Yangından kurtulan hayvanlara ellik diken kadınlar..
Bu kadar buyuk bile dusunmeye gerek yok..
Yerde gördüğü pet şiseyi kaldırıp çöpe at.. önce..
Sonra daha büyük bir dünya hayal et..
Ay şekerim bizd de çok pisisz..
Öyleyiz canım..
Sen kirletme..
Ve bir ucundan temizlenmesine katkıda bulun..
Yengeç çorbasımıydı..
Yok tavuk suyuna çorba..
İşte öyle değil..
Gerçekçi ol..
Bak nasıl iyi ki varım canım kendim noktasını da geçip..
Düşünecek vaktin bile kalmıyor..

Ben neden geldim bu dünyaya diye düşünürken..
Gecip gidebilir yaşama sürenin değerli zamanları

Carpe dieme neden sinir oluyordum..
Bildiğin oportünizm ile karıştırdılar..
Fırsatçılık değil o anlatılmak istenen..
Var olduğun anın güzelliğini kaçırma deniyor orda..
Vır vır etme..
Koşulların içinde iyi bir şey bul ve sevin deniyor..
O diemi carpelemek isteyen fırsatçılar yüzünden bildiğin toplumsal çöküş oldu..
Kımsenin sıkıcı şeylere emekle oluşturulana sabrı kalmadı..
A bak ne güzel mekan o zaman carpe..
Ee evde seni bekleyenler ?..
Yarına yetisecek işler..
Önce onsan ol.. artı değere geçir çevreni..
Sonra carpele bişey ille anladığın buysa.. an yakalamaktan..

Şımdı hyggeciler geldi...
Hygge insanı koza gibi sarıp sarmalayan.. iç ısıtan.. dolayısıyla çocukluğunuzda güvende olduğunuz..
Korumalı olduğunuz anlari anıları çağırıştıran ögeleri tanımlayan sözcük..

Yani kol örgüsü ile yapılan battaniye hygge olamaz neden..
Çünkü olsun olsun iki yıllık geçmişi var..
Ama soba üstü kestane..
Sabahları mutfaktan gelen tıkırtılar .. kızarmış ekmek kokusu.. hygge..
Bal kabağı çorbası değil bizim hyggemiz.. tarhana çorbası..
Kırk yama herkese hygge.. 
Pazen kumaş da oyle.. 
Bizim nesile hygge..
Gel yirmi yaşlarındakilere onlara polar kumaş hygge..
Bir filmcik izledim..
Önünde sepet olan bisiklet hygge..
Neden.. çünkü içine ailen için yaptığın alışverişi koyuyorsun..
Seni büyük aile yemeklerine götürüyor anılarında..
E peki biz.. 
Benim hyggemi bir fırtına ve istanbul belediyesi yıktı mesela..
Benim için aile yemeği..
Karaköyden vapurla gidilendi..
Ayrıca banliyö trenleriydi .. benim hyggem.. e yok artık..


Sarılmak neden iyi gelirmiş insana..
Çünkü vücudunun sınırlarını belirlermiş..
Çok canim yanıyor dediğinde aslında..
Ne kadar çok olabilir ki bedenimin sınırı buysa sermiş algı alanımız..

Son hafta.. daha çok elimle işler yaptım..
Yemek.. örgü ütü..
Ütü benim icin hygge..
Yatak çarşaflarımı değistirdim..
Ben çok severim yatak yapmayı..
Yeni ütülenmiş gergin mis kokulu yatak..
Ritüel gibidir günün güzel.. gecenin huzurlu olmasının simgesi..
Bu el işlerinde bana.. lucifer ve the oa eşlik ettiler..

Dünya dar gelince insanlar fantastiğe kaçtı bence..
Dünyanın dar gelmediği tek yer..
Artisanat yapan kadınlar..
Zanaat yani..
Gerçi bazıları artık.. sanatçı düzeyine gelmiş olanlar var..
Dün kalın merinos yünüm geldi ve onunla.. 
Benim hyggem olmayan ama ileri yaşında çrkirdeğimin hyggesi olacak olan..
Battaniyeyi ördüm..

Bir tutam yün arttırdım..
Onu da bu akşam kirmenimle eğireceğim..
Ülkemde öreke bulamamanın ama turkish spindle kullanan bir çok dünyalı kadının varlığını ögrendim.. bu kaç puan..
Hatta egirme yünü ve kirmeni kit haline getirip satıyorlar..
Ben de bir asyalı hanımın.. 
Çekilişle hediye edeceği kampanyaya katıldım..
Neden olmasın.. 

Yatak odama perde aldım bilog..
Adını rebecca koydum perdenin..
Üzerinde sanki bol teyel gibi bir desen var zira..
Ve bana sutralardan.. bol teyellerden.. kuşların göç haritalarından bahseden kitabı yüzünden rebecca solniti anımsattılar..

Yatak odamda ikinci büyük değişiklik yer alıyor..
Ve bu dekorla ilgili degil..
Bir de şu çelıncı eklersem.. çok icerikli yazmış olurum..

10 yıl sonra nerde nasıl yaşamak istiyorsun..
On yil sonra hala yaşıyor olayım yeter dermişim..
Yok ben ulu bir ağacın gölgesinde sırtım ağaca dayalı..
Elimde erbanem..
Önümde yanan ateş üzerinde kazanım..
Önümde serili bir yeşil alandan deniz görür halde oturup..
Yine instamda feysimde..
Kitabımda bloğumda olmak istiyorum..

Gelelim 15. Soruya..
Hangi ünlü arkadaşın olsun istiyorsun derlerse..
Rebecca solnit ve meryl streep derim..
Mina urgancığım vardı.. kaybettik onu..
Bu kadınlar komşum olsun.. çat kapı giderim olsun isterdim..

15 yaşındaki ergene ne nasihat vereceğim..
Herkes veriyor zaten.. vermem..
Sorarsa danışırsa söylerim fikrimi..
Onlar da sormaz..
Zaten insana b.ka bakar gibi bakıyorlar o yaşta...
Hastam olarak geliyorlar bazen..
Ebeveynleriyle beraber..
Ay bi dilinin ucuyla cevap vermeler filan..
Ama inatla onlari muhatap aliyorum..
Bir numara dediğim..
Ben seni tedavi edemem.. annen baban da..
Senin bu tedaviye uyman gerek..
Fizik tedavi isim benim..
Egzersiz vericem yapmiycak..
Basket oynama diyeceğim .. oynayacak..
Istemem oyle..
Kendi bedeninin sorumluluğunu almalısın diyorum..
Hazır mısın buna..
Süper anlaşıyoruz ergen hastalarımla..
Bakıyorum pıtır pıtır kontrollere bile tek geliyorlar..
Haa ergen ebeveynleriyle anlaşamıyorum..
O ayrı....





Follow my blog with Bloglovin