25 Kasım 2011 Cuma

kuş kondurmak.. miyuv.. açelya.. ve diğerleri..



yaradanım kibelem bitirmesin de.. her gün bir yapılacak listem oluyor..
çekirdek hanımın görevlendirmeleri..
listesi var..
gelip oturuyor karşıma..
onu yaptın mı bunu aldın mı..
yapılanların üzerini çiziyor..

ilk yaptığı gün çok güldüm..

anı defteri gibi bişi istedi öncelikle.. ama bööle havalı bişi olsun dedi..
ben de okunacaklar listeme yeni birşey eklenecek diye
sevindim..
şaka şaka..

sonra ben iki üç gün alamayınca.. bir gün patenden gelirken..
alıvermiş kendine.. üzeri posta zamanlarından kalma..
pullu mühürlü adresli alıcılı bir antik zarf gibi bir deseni olan bir deftercik..
spiralli ve lastikli..

alsam zaten onu mu seçerdim bilmiyorum aslında.. ama güzeldi seçtiği..
ben de anı yazıcak.. yapacaklarını yazacak ders saatleri.. saksafonu.. buz pateni programlarını yazacak sandım..
nerde..
benim için yapılacak listesi yazmaya başlamış..
her akşam karşıma geçip..
üzerini çize çize .. kontrol ediyor beni..

ve sonra yeni şeyler istiyor..
yap al dik tamir et ara söyle..
böyle sekreterim olsa..
sırtım yere gelmez..

işte o yüzden bazı günler hiç işim olmadığı halde bazı yerlere gitmek zorunda kalabiliyorum..
listede kara listeye düşmemek için..

bir gittiğim yerde kuş cenneti keşfettim..
bu güzeller güzeli..
eski kağıt rengi.. yuvarlacık kuşu.. daha doğrusu iki tanesini ordan aldım..

yeni boyanmış çekmeceli dolapcığım var ..
üzerine..
birini kitap yığınımın yanına birini de üstüne gelecek şekilde
yerleştirdim..

24 saat..
ertesi sabah.. elim çarptı..
biri düştü kırıldı..

yine gittim kaldıysa eşini alayım diye..
kalmamıştı..

sonra anımsadım..
aslında epeydir..
çift obje bulundurmamaya itina ediyordum..

bak ondan kırılmış olabilir dedim..
kendi kendime dedim..
eşitinin yanında işi ne..
dedim sonra..

bu bahsettiğim yer.. kuş cenneti..
manyas gibi..

başka bir kuşla çıktım ordan.. =).. bir de bu çatlamış gibi görünen vazocukla..

çiçek.. açelya.. mutfak penceremin önündeki saksıdan..

ve son not.. benim şaşkın..
leke şaşkını.. diye belirteyim..
malum bende şaşkın çok..
açelyamın yapraklarını yiyor..

miyuv diyor..
daha ruhum bedenime girmemiş.. tepemde uçan balon gibi asılıyken sabah altı bişide..
kapıyı açıyorum çıkıyor..
ketıla basıp tuvalete gidiyorum..
mutfak penceresine gelmiş.. burnunu dayamış oluyor cama..
miyuv diyor.. eğer yeterince hızlı davranmazsam.. açelyamı yemeye başlıyor..
aman deyip.. ruhumun ipini tutup kapıya koşuyorum.. açıyorum geliyor..
miyuv..
diyor gene.. mamasını suyunu veriyorum..
iki çatal alıyor almıyor..
miyuv diyor..
yine dışarı..
az sonra yine içeri..
olmadı açelya saati..

tehdit altında kapı açıyorum..
baktım bazı yaprakları bayağı yemiş..

yazarken farkettim ne çok hareket ettiğimi.. sabah sabah..
yaparken farketmiyorum ama ne çok hizmet ediyorum ben bu şaşkına..

bu sabah.. tam da.. şaşkınla uğraşırken..
çekirdek de geliverdi..
ketıla başma aşamasında idim daha..
kediyi sal ketıla bas..
bak dedi eldivenlerime..
aralıktan baktım..
pandalı eldivenler..
çok şeker dedim.. panda..
ellerini balerinlerin yan pozisyonuna getirdi..
dün dedi kanadalı hoca.. hareket tanımlarken..
pandan önünü görsün dedi bana..
sonra da.. hiç de böyle komut vermemiştim dedi...
o arada kendimi tuvalete attım..
kapalı kapı ardından duyuyordum..
bi de.. aksırdı ben de " à tes santé" dedim.. çok sevindi..
bin yıldır duymamıştım diye..
tuvaletten yetiştim..
-sen ona sen mi diyorsun siz mi??-sen diyorum..
-he çünkü siz diyorsan.. "à vos santé" demen gerekir de..

ellerimi yüzümü yıkıyorum..
-ingilizce çok cool.. öyle.. you diyorsun..
-aman.. sabahın köründe.. daha uyanalı onbeş saniye olmuşken..
çıktım tuvaletten.. kediyi açelyadan ayırıp içeri alıyorum..
mama koyuyorum bu arada konuşurken..
-kediydi.. mamaydı miyuvdu pandaydı..
bir de dil eleştirisine giremeyeceğim.. türkçede de sen siz ayrımı var.. onu beceren fransızcayı da becerecek..

derken baktım gülüyor..
yazııık dedi bana..

servis " dıt" dedi.. fırladı gitti..

dün aldığım bir kuşu daha düşünüp.. iyi ki almışım dedim..

sabahtı saat 06 45 ti ve ben yorgundum.. harbiden..

Image Hosted by ImageShack.us

2 yorum :

laleninbahcesi dedi ki...

Ataletim canım benim o kuşa bayıldım ben yav, benim de kuşum var bi tene mor renki hani senin şehla gözlünün kardeşi... Am bir zamanlar bi sürü kuşum ve kirpilerim vardı...
Yani dedim evlerimiz yakın olsa , iş arası sabahın altısında irbirimize kahveye gidebilirmişiz hehheh. Olsun erken kalkan yol alır.
Öptüm çok çok

Sedencik dedi ki...

ahaha leke bulmuş yolunu ataletcim...
açelyayı yiyince mama servis ediliyor:))
ve sen muhtemelen bir ara, hatta leke seni gözlerken biryerlerden,
o açelyanın yapraklarını itinayla ayıklayıp,
toprağını sulamış olmalısın:)
kediler ilgiyi üstlerine çekmede uzmandır...
kaplumbağa ve kurbağa topluyordum
birara...
sonra sıkıldım
özüme döndüm,taş topluyorum şimdi:)
öpüyorum kocaman...
sevgiyle...

Follow my blog with Bloglovin