3 Ağustos 2017 Perşembe

sozcukler icimden disima dogru itmeye basladiginda..

durmamam gerektigini öğrendim ben..
içimde kalıyorlar .. boğazima takılıyorlar..
hayat zor bir süreç..
iniş çıkış mesele değil de..
tümüyle kontrolden çıkabiliyor bazen..
aynı evde aynı yerde sürgünmüşsün gibi hissedebiliyorsun..

nesnelerden söz edesim var demiştim geçen yazıda..
sandalyeler gördüm..
üstüste konabilen plastik sandalyeler..



rehindiler.. belirli bir bölgeye girmeleri yasaklı..
parmaklıklar gördüm kimi sabit.. kimi hareketli..
öyle baktım onlara içimden ne kuş geçti.. ne kervan..
gözyaşlari gördüm bugün..
gözyaşları nesne sayılır mı..
sayilır bence gözyaşı kapları bile yapıldığına göre zamanında..
bak ben senin için ne kadar çok ağladım diye yaşla doldurulan şişe.. zamanin sosyal medyası gösteriş unsuru olduğuna göre..
o şişeler ki.. kanlı olanları antikacilarda daha da değerlidir..
yalnız ağlayanın değil..
onu üfleyen işçinin de can acısını barındırır içinde..

öyle birden ve durdurulamaz akıverdiler ki.. gözyaşları..
bir parmaklık oluşturdular benimle ağlayan arasında..
oysa aynı parmaklığın aynı tarafındaydık.. o bilmiyordu..

hüzün her yerde mesdames..
olmadığında da ben içimdekinden bir tutam serpiştiriveriyorum..
oluyor..

pek iyi bir sosyalleşme arkadaşı sayılmam ben.. bu ara..
bavullardan söz etmek istiyorum çünkü.. tahta bavullardan.. bir neslin.. bir devrin bir fukaralığın ve medeniyetin nesnesi bavullardan..




bisikletlerden söz etmek istiyorum..




çocukluğun.. oyunun.. romantizmin özgürlüğün nesnesi bisikletlerden.. bir iran filmi vardı hani bisiklete binmek isteyen .. bisiklet almak isteyen o yüzden hatim yarışmasına giren küçük kızı anlatan.. ben o filmi çok sevmiştim.. persepolisten daha çok.. orada özgürlüge gonderilen kız hayatını damla damla mahvederken.. bu filmde küçük kızın damla damla isyanı çok iyi gelmişti bana..
sonra..
çocuklardan soz etmek istiyorum..
vesikalık fotoğraf bağlamında..
egemen nesnesi olma bağlamında..




ne çok çocuk gözü var bize kocaman kocaman bakan ne çok çocuk var .. ve giderek kalabalıklaşıyorlar..

nesne değil ama coğrafyadan söz edelim mi bir de.. kader nesnesi yapalım gerekirse..
alacakaranlık kuşağı olsa bir baksak tüm o çocuklar dikilmiş önümüze titreşen hayaller olarak..
yok burdan bir soru cumlesi çıkarmam inky.. ne yapardık demem..
ay si ded pipl.. derim.. her birine sarılırım.. o koca gözlerinden öperim.. sizin ne yaptıgınıza da bakmam.. merak etmem.. o yüzden sorular yok bende..

güzelmiş eskiden.. hokkalardan büstiyerlerden bahsedebiliyormuşuz..
lüksmüs.. bilmemişiz ..


posted from Bloggeroid

Follow my blog with Bloglovin